Mezun Derneklerinin Cevaplaması Gereken 2 Soru

Hitap ettiğiniz kitleyi bir arada tutan tek ortak payda “mezun olma hali” olduğunda çok geniş bir yaş aralığında çok daha heterojen bir kitleyle iletişim kurarsınız. Bu nedenle iletişim stratejilerinizi belirlerken dikkatli olmanızda fayda var.

Mezuniyetten sonra iş arama derdiyle boğuşan ya da eğitimine devam etme gayesiyle oradan oraya koşturan yeni mezununuza yüklü bir bağış talebinde bulunmanız, kurum olarak mezununuzla bağınızın çoktan koptuğu anlamına gelir ki sonrasında ilişkiyi kurtarmanız çok daha zor olabilir, mezunlarınız avuçlarınızın arasından kayıp gidebilir.

Raklet kullanarak mezunlarınızı yakından tanımanız ve doğru iletişim stratejileri geliştirmeniz çok kolay. Özellikle yeni mezun kategorisiyle iletişiminizi nasıl sürdürmeniz gerektiği konusunda öneriye ihtiyacınız varsa sizi şöyle alalım: Mezunlar Derneği Bağışlarını Nasıl Artırmalı?

Raklet’le mezun veri tabanınızı etkin bir şekilde yönetiyor, var olan mezunlarınızla iletişim stratejilerinizi bu doğrultuda belirliyorsunuz. Ancak üye sayınızı ve bağış gelirlerinizi artırabilmek için mezunlarınızın aklından geçen şu iki soruya cevap verebiliyor olmanız çok önemli:

  1. Mezunlar Derneğine Neden Üye Olmalıyım?

Sosyal paylaşım siteleri aracılığıyla da birtakım bağlantılar kurabiliyor, çeşitli ağlara dahil olabiliyoruz. Yani mezunlarınız herhangi bir derneğe ihtiyaç duymadan da aynı okuldan mezun olmuş kişilerle sosyal ağlar üzerinden bağlantıya geçebilirler. Kendileri de bu ağları oluşturabiliyorken neden mezunlar derneğine üye olmak istesinler ki?

Raklet yaratıcı uygulamalarıyla tam da bu noktada devreye giriyor. Bu uygulamalar sayesinde:

  • Tüm mezunlar aynı platformda buluşup hem kurumla olan bağlarını, hem de kendi aralarındaki iletişimi güçlendiriyorlar.
  • Mezunlarınız gelişmiş filtreleme seçenekleriyle diğer mezunları arayabiliyor, yine platform üzerinden onlarla bağlantıya geçebiliyorlar.
  • Kurum olarak siz de mezunlarınızla ilişkinizi sağlıklı bir şekilde sürdürebiliyor, kendilerine yönelik etkinliklerle ilişkilerinizi daha da güçlendirebiliyorsunuz.
  • Hem siz hem mezunlarınız iş ilanları yayınlayabiliyor ve yayınlanmış iş ilanlarını görüntüleyebiliyorlar. Mezun derneklerinin yeni mezunların hayata atılma ve sonraki süreçte çeşitli iş bağlantılarıyla kariyerlerine destek olma rolü düşünüldüğünde, pek yabana atılacak bir özellik değil bahsettiğimiz.
  1. Mezunlar Derneğine Neden Bağış Yapmalıyım?

İnsanları birtakım sosyo-ekonomik problemlere çözüm sunmaya çalışan STK’lara bağış yapmaya ikna etmek çok daha kolay çünkü ortada giderilmesi gereken somut bir sorun var ve dikkatleri çekmek için kullanılabilecek içerik, hikaye çok daha fazla. Aynı etkiyi yaratabilmek için mezun derneklerinin de hedeflerini somutlaştırmalarında yarar var.

Genel olarak eğitim alanında faaliyet göstermek yerine ortaya koyduğunuz somut hedeflerle daha fazla bağış toplayabilirsiniz. Önümüzdeki yıl boyunca öğrenim bursu sağlanacak öğrenci sayısını belirleyip bunu bir kampanya dahilinde duyurmak ya da okula inşa edilecek yeni bir kütüphane, laboratuvarın inşası için gereken bağışın toplanması gibi hedefler belirleyebilirsiniz (Bkz. Etkili Bağış Kampanyası İçin 3 Etkili Adım)

Çok büyük bir olasılıkla yeni mezunlarınız yüklü miktarda bağış yapamayacaklar. O nedenle kendilerine makul bağış talepleriyle gitmeniz ve bunu da aylık, taksitli ödeme gibi seçeneklerle daha da kolaylaştırmanız çok daha doğru. Raklet’le bu farklı ödeme seçeneklerini kolayca yönetebilirsiniz.

Bağış etkinliklerinizi Raklet üzerinde kolayca oluşturabilir, mezunlarınızı sürekli güncellemelerle bilgilendirebilirsiniz. Aynı zamanda dönem dönem başka sivil toplum kuruluşlarıyla ortak projeler geliştirerek de etki gücünüzü artırabilirsiniz.

Siz de Raklet’le mezunlarınızı yakından tanıyabilir, derneğinizle kurdukları bağı, aidiyet duygularını güçlendirebilir ve onları sürekli destekçileriniz haline getirebilirsiniz.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

Kurumunuzda Dijital Devrim: Nereden Başlamalı?

Gelişen teknolojiler doğrultusunda dernek, vakıf ve STK’ların amaçlarına ulaşmak için izledikleri yöntemler günden güne farklılaşıyor. Sektör trendleri bu yeni teknolojiler etrafında şekilleniyor. Hâl böyle olunca da sektörde var olabilmek, fark edilebilmek için kurumunuzda yapacağınız bir dijital devrim kaçınılmaz hale gelebiliyor.

Bu dijital devrim kapsamında STK’ların işleyişlerine dahil ettikleri birtakım temel uygulamalar mevcut. Kurumunuz hâlen geleneksel yöntemlerle işleyişini sürdürüyor ya da günümüz teknolojilerini yakalamakta zorlanıyorsa bunlara göz atabilir, nereden başlayabileceğiniz ya da nelere ağırlık vermeniz gerektiği konusunda fikir sahibi olabilirsiniz.

Mektup vs E-posta

Geleneksel posta yönteminden e-posta kullanmaya geçişin birçok avantajı bulunuyor. E-postaların çok daha ekonomik oluşu ve görsel iletişiminizi daha etkili bir şekilde sürdürebilmeniz için farklı tasarımlara imkan vermeleri bu avantajlar arasında sayılabilir.

Gönderdiğiniz maillere yerleştireceğiniz birtakım bağlantılarla hedef kitlenizi web sitenize, etkinlik sayfanıza ve dilediğiniz başka adreslere yönlendirmeniz de mümkün, böylelikle gönderinizin sınırlarını  aşan bir iletişimden söz ediyoruz aslında. Raklet sayesinde gönderinizi takip edebilme, kimler tarafından kaç kez açıldığını, nereden açıldığını görebilme imkanınız da bulunuyor. Böylece iletişim stratejilerinizde belirleyici olabilecek verilere sahip oluyorsunuz.

Basılı Bültenler vs Blog Yazıları

Kurumunuzdan güncel haberler, faaliyetleriniz ve etkinlik duyurularınızı paylaşabileceğiniz bültenler sağlıklı bir iletişim sürdürebilmeniz açısından çok önemli. Ancak bunları basılı olarak üyelerinize göndermek oldukça maliyetli olabilir. Bunun yerine bültenlerinizi blogunuza taşıdığınızda hem bu maliyetlerden kurtulmuş hem de üyelerinize istedikleri içeriğe, zaman ve mekandan bağımsız olarak ulaşma imkanı sunmuş olursunuz. Ve tıpkı e-postalarınızda olduğu gibi, ek maliyetleri düşünmeden dilediğiniz görseli kullanma özgürlüğüne sahipsiniz. Görsel iletişimin  ilgiyi canlı tutmada ne denli önemli olduğunu düşündüğünüzde özenle hazırlanmış bir blog olmazsa olmazlarınız arasında yer alabilir.

Blogu cazip kılan bir başka özellik ise dilediğiniz zaman güncellenebiliyor oluşu. Değişen koşullara bağlı olarak içeriği dinamik bir şekilde üretmeye devam edebilirsiniz.

Ücretli Reklamlar vs İçerik Pazarlama Metotları

Çok daha içerik odaklı bir pazarlama sürecine geçiş yukarıdaki gelişmelerin imkan verdiği bir gelişme olarak düşünülebilir. E-postalar, blog yazıları ya da sosyal paylaşım siteleri; içeriği, pazarlama sürecinin odak noktası haline getiriyor. Bu dinamik işleyiş karşında geleneksel  pazarlama metotlarının ya da belli bir ücret karşılığında verilen reklamların dikkat çekme oranı düşürüyor. Blogunuzda ve sosyal paylaşım sitesi hesaplarınızda paylaşacağınız yaşanmış bir hikayenin etkisi, başka sitelere vereceğiniz ve çoğu zaman gözden kaçan bir reklamdan çok daha güçlü olabilir. Üstelik çok daha ekonomik.

Elden Bağış Toplama VS Online Bağış Kampanyaları

Kaynak geliştiricilerin sosyal ağlarını fonlama sürecine dahil etmeleri yeni bir olgu değil aslında.  Yeni olan, bunu  kapı kapı dolaşarak yapmaktan ziyade internet üzerinden, internetteki sosyal ağlarını da etkili bir şekilde devreye sokarak yapıyor oluşları. Yüz yüze iletişimin etki gücü hala tartışılmaz belki ama bu yöntem çok daha kısa zamanda çok daha fazla kişiye ulaşmanıza ve online ödeme imkanlarıyla bağış sürecinin tüm zorluğunu ortadan kaldırarak işleyişi çok daha dinamik hale getirmenize olanak sağlıyor.

Etkili Bağış Kampanyası Planı Nasıl Oluşturulur?

Yıl Boyunca Bağış Geliri Elde Etmenin Yolları

Etkili Bağış Kampanyası İçin 3 Etkili Adım

Bu temel adımlarla kurumunuzda bir dijital devrim gerçekleştirmeniz ve kurumunuzun işleyişini daha ileri bir boyuta taşımanız  mümkün. Ve bunun için tek yapmanız gereken Raklet’e kaydolmak.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

 

 

 

Kurumunuz İçin Pazarlama Trendleri 2 : Mobil Uygulamalar

Bu yazıyı bir toplu taşıma aracında okuyorsanız şimdi başınızı kaldırın ve etrafınızdaki yolcuların ne yaptığına bir bakın. Evet, hepsi başlarını öne eğmiş telefonlarıyla ilgileniyor. Gönderdiğiniz maili de açtılar belki az önce, merak da ettiler aslında ama içeriği düzgün görüntüleyemeyince vazgeçip kapattılar, iki saniye sürdü, mailiniz arada kaynadı gitti. Hayat bazen çok acımasız olabiliyor.

Günlük yaşamlarımız hızla mobil çağa evriliyor. TUİK verilerine göre  ev ve iş yeri dışında internete kablosuz olarak bağlanmak için akıllı telefon kullanan bireylerin oranı 2014 yılında %58 iken, bu oran 2015 yılının ilk 3 ayında %74,4’e çıkıyor. Gönderilen maillerin akıllı telefonlardan okunma ve cevaplanma oranı iyileştirilmiş mobil uygulamalar sayesinde günden güne artıyor.

Gönderdiğiniz mailler mobil cihazlara uyumlu değilse bu, bir şekilde ulaşmayı başardığınız insanların içeriği düzgün görüntüleyemeyip maillerinizi bilgisayarlarından tekrar görüntülemeye çalışmaları anlamına geliyor. Tahmin edersiniz ki günlük hayatın koşuşturması içerisinde bunu yapan insanların sayısı çok fazla değil.

Mobil kullanıcılarınızın da dikkatini çekip onların kurumunuzla bir bağ geliştirebilmelerini sağlamak için;

  • Mesajlarınızın mobil cihazlarda da düzgün görüntüleniyor olduğundan emin olun.
  • Metinleriniz kısa ve net, eylem çağrılarınız dikkat çekici ve okunur olmalı.
  • Mobil cihazları aracılığıyla ulaştığınız üye ve destekçilerinizi web sitenize ya da ödeme sayfalarına yönlendirirken, bu sayfaların da akıllı telefonlar ve tabletler için aynı şekilde çalıştığından emin olun ki geri dönüşleri anında alıp unutulmaların önüne geçebilesiniz.

Raklet kullanarak oluşturduğunuz kategoriler doğrultusunda üyelerinize toplu ya da bireysel, e-posta ya da kısa mesaj göndermeniz mümkün. Raklet mobil cihazlarda da aynı verimde çalışacak şekilde tasarlandığı için yukarıdaki gibi bir ilgi kaybı durumunun yaşanmasına engel oluyor. İçeriğin mobil cihazlarda da doğru bir şekilde görüntülenmesiyle üyeleriniz:

Raklet’le mobil hayatlarımıza uygun mobil uygulamaları işleyişinize dahil edin, kurumunuzun gerçek potansiyelini hayata geçirin.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

Kurumunuz için Pazarlama Trendleri 1: İçerik Pazarlama

Son dönem pazarlama trendlerinden içerik pazarlama diğer sektörleri olduğu gibi dernek, vakıf ve STK’ların da hedef kitlelerine ulaşma stratejilerini büyük ölçüde etkiliyor. Sosyal medya, bloglar, e-posta ya da video paylaşımı yoluyla içerikler kolayca dolaşıma sokulabiliyor. Gelin içerik pazarlama yöntemini etkin bir şekilde nasıl kullanabileceğinize birlikte bakalım.

İçerik pazarlama yönteminin geleneksel pazarlama metotlarını ikinci plana atması çok da şaşırılacak bir durum değil aslında zira:

  • İçerik pazarlama metotları çok daha ekonomik.
  • Maliyet sorunu ortadan kalktığında içerik üretmede yaratıcılığın önündeki engeller kalkıyor.
  • Üretilen içerikler kitleler doğrudan hedeflenerek dolaşıma sokulabiliyor.
  • İçeriğin farklı platformlarda paylaşımını sağlayan aktör yalnızca içeriğin sahibi değil, üyeler, destekçiler ve mesajınızla bağ kurmuş olan herkes paylaşım sürecine dahil olabiliyor.

Fakat tüm bu mecralarda dilediğinizce içerik üretmek ve bunları kontrolsüzce yayımlamak yerine yine stratejik bir planlamaya ihtiyacınız var çünkü yukarıdaki avantajlar bu yönteme başvuran tüm kurumlar için geçerli. Dolayısıyla ürettiğiniz içeriğin bu devasa bilgi yığını arasında kaybolup gitme riskini göz önünde bulundurmanızda yarar var.

 

 

Pazarlayacağınız içeriklerin oluşturulması, dolaşıma sokulması ve etki uyandıran içerik türlerinin belirlenmesi sürecinde şu önerilerimize bir göz atabilirsiniz:

  • Hedef kitlenizin kim olduğu üzerine kafa yorun, aldığınız geri bildirimleri analiz etmeye çalışın.
  • Ürettiğiniz içeriklerin ne zaman, hangi sıklıkta ve hangi kanallardan dolaşıma gireceğini planladığınız bir iletişim planı geliştirin.
  • Hikayelerinizi daha ilgi çekici hale getirmek için yeteneklerinizi geliştirmeye çalışın.
  • İçeriğinizin farklı platformlarda gördüğü ilgiyi ölçün, analiz edin, sonraki adımlarınızı buna göre atın.

Tecrübeleriniz doğrultusunda hangi içerikleri hangi kanaldan kimlere ulaştırmanız gerektiğine karar verebilirsiniz.

İşe hedef kitlenizi, üye ve destekçilerinizi çok daha yakından tanıyarak başlayın. Örneğin gerçekleştirdiğiniz anketlerde üye ya da destekçilerinizin kurumunuzun varlığından ve faaliyetlerinden nasıl haberdar olduklarına dair bir soru, ilk aşamada yol gösterici olabilir.

Hedef kitlenizin ilgi ve eğilimleri doğrultusunda uygun içerikler üretebilmek ve etkili iletişim stratejileri geliştirebilmek için Raklet‘in zaman tüneli uygulamasından yararlanabilirsiniz. Bu uygulama sayesinde her bir üyenizin kurumunuzla etkileşimi görebilir; üye veri tabanınızı istatistikler, kategoriler dahilinde görüntüleyebilirsiniz.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

Başarılı Bağış Kampanyası İçin Küçük ve Etkili Adımlar

Bir amaç için toplulukların gücünden yararlanma yeni bir eylem biçimi değil aslında. Günlük hayatımızda karşılaştığımız birtakım sorunlara çözüm bulurken “E aramızda para toplayalım!” diyerek yaptığımız şey tam da bu. Kurumlar için bu konuya ayrı bir önem atfetmemizin nedeni internetin bağış kampanyası düzenleme biçimlerimizi de çokça değiştirmiş olması.

İnternet günlük hayatlarımızda çok daha yavaş, zorlu ilerleyen ve etki alanı kısıtlı eylemlerimizin doğasını tam aksi yönde değiştirdi ; artık her şey çok daha hızlı, pratik ve etki alanı geniş.

İşte Raklet, tam da bu noktada devreye giriyor, bu yeni gerçekliğe uyum sağlayıp ondan maksimum verim elde edebilmeniz için çalışıyor.

Sürecin fiziki zorlukları ortadan kalkmış olabilir ancak bu, yine de bir bağış kampanyası sayfası oluşturup rahatça arkanıza yaslanabileceğiniz anlamına gelmiyor ne yazık ki; başarı için biraz çaba sarf etmek gerekiyor.

Geçmiş başarılarınızı, etki gücünüzü gözden geçirip gerçekçi yaklaşımlarla projelerinizi geliştirmeniz çok önemli (Bkz. Etkili Bağış Kampanyası İçin 3 Etkili Adım ve Etkili Bağış Kampanyası Planı Nasıl Oluşturulur?). Sonrasında ise:

  1. Doğru topluluğu harekete geçirin

Sesinizi geniş kitlelere duyurmanın en etkili yolu ilk önce en yakınınızdaki sadık destekçilerinizi harekete geçirmek. Böylece dalga dalga yayılan bir etki yaratabilirsiniz. Sosyal etki adı verilen olgu burada da devreye giriyor. Kalabalık mağazaların daha fazla müşteri çekmesi gibi düşünebilirsiniz bu etkiyi, zaten belli bir destek elde etmiş kampanyalar daha fazla destek çeker.

  1. Doğru platformu seçin

Potansiyeli ne kadar güçlü olursa olsun eğer seçtiğiniz platform kampanyayı yürüten kişiler, hedef kitleniz ve pazarlama stratejilerinizle uyumlu değilse kampanyalarınızın başarısızlıkla sonuçlanabilir. Yepyeni platformlar denemektense var olan platformlarda varlığınızı etkin hale getirmeye çalışın. Önce güvenli sularda belli bir başarı elde edin ki sonrasında rahatça risk alabilesiniz.

Dernek, Vakıf ve STK’lar için En Etkili Sosyal Paylaşım Siteleri

  1. Destekçilerinizin temsil gücünü artırın

Destekçilerinizin ortamlarda sizden, amacınızdan bahsedebilmeleri için ihtiyaç duyacakları kaynakları onlara sunun. Farklı mecralarda sizi temsil etmeleri için kullanabilecekleri görseller, etkileyici mesajlar üretmek için zaman harcayın. Amacınızla örtüşen ancak kurum olarak katılma fırsatı bulamadığınız etkinliklere üyeleriniz katılarak sizden, çalışmalarınızdan bahsedebilirler. Saha derken internetteki farklı platformları da kastediyoruz bu arada.

  1. Başarısız olma hakkınızı kullanın

Bazen gereken her şeyi yapsanız dahi hedefinize ulaşamayabilirsiniz, hayat bu. Bu konuda kendinizi rahat hissetmelisiniz ki yeni şeyler denemekten korkmayın ve kampanyanızda birtakım değişikliklere gidebilin. Başlangıçta belirlediğiniz hedeflere ulaşamamış olsanız bile en azından bir miktar gelir elde etmiş olacaksınız. Çok büyük bir başarısızlık yok yani ortada, rahat olun.

Sonuç olarak topluluğunuzla kurduğunuz yakın ve güçlü ilişkiler bağış etkinliklerinizi planlayıp duyurularını yapma olanağı süreçte size yol gösterebilecek gelişmiş raporlama seçenekleri bağışçı topluluğunuzu harekete geçirmeniz için hayati önem taşıyor. Raklet’le tüm bu adımları kolay ve etkin bir şekilde hayata geçirmeniz mümkün.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

Üyelik Yenileme Mektup ve E-postaları İçin Öneriler-2

Üyelerinizin üyelik yenileme kararı vermelerini sağlamak için dikkat edilmesi gerekenlere yer verdiğimiz yazı dizimizin ilkinde, kendilerine gönderdiğiniz mektup ve e-postaların kişisel olmasının ne derece önemli olduğundan bahsettik. Bu yazıda ise gönderinizi nasıl planlayacağınıza değiniyoruz. 

Metinlerinizi oluştururken bunu bir plan dahilinde yapmanız etki gücünüzü artırmak açısından önemli.

Hitap biçimi

« Değerli üyemiz » şeklindeki standart başlangıçlardansa kişiye özel hitapları tercih etmelisiniz. « Değerli isim, soy isim » genellikle en uygun yol ancak üye isimlerinin veri tabanınızda doğru biçimde yer aldığından emin olmalısınız. Raklet‘in üyelerinize kendi verilerini güncelleme olanağı sunan uygulaması hata yapmanızı engelleyecektir.

Üyelere sunduğunuz avantajlar

Üyeleriniz postalarını aldıklarında kurumunuzun, üye oldukları süre boyunca kendilerine ne kattığını düşünecek ve kararlarını buna göre vereceklerdir.

Üyeleriniz, üyeliklerini devam ettirme kararını verirken bir takım hizmetlerde indirim hakkından yararlanmanın ötesinde bir şey arıyorlar; kurumunuzun, problemlerini çözmelerine yardımcı olması gibi. Örneğin iş bulmalarına ya da yeni iş bağlantıları kurmalarına olanak vermek bu bağlamda ele alınabilir. Bir ağa dahil olmak dolaylı olarak böyle bir etki yaratabilir ancak bir takım uygulamalarla bunu çok daha somut ve işler hale getirmek mümkün. Örneğin Raklet, üyelerinize özel sosyal ağ uygulamasıyla iş ilanları yayımlama ve yayımlanmış ilanları görüntüleme imkanı sunar.

Üyeliği devam ettirme kararında somut bir fayda görmenin yanında güçlü bir aidiyet duygusuna sahip olmak da aynı derecede önemli. Dolayısıyla üyelerinize hizmet verirken bunu duygusal bir bağlılık geliştirerek yapıyor olmalısınız. Destekleriyle hayata geçmiş projeleri, başarılarınızı vurgulayarak bunu yapmanız mümkün.

Metninizde kurumunuza üye olmanın sağladığı avantajlarının tümünü sıralamak yerine yakından tanıdığınız, ilgi ve arayışları hakkında bilgi sahibi olduğunuz üyelerinize hitap eden avantajlara yer vermek daha akıllıca olabilir. Bu noktada da yine Raklet’in zaman tüneli uygulamasından yararlanabilirsiniz.

İsteğinizi açık ve dürüst bir sekilde dile getirin

Postanızın amacı üyelerinizin üyeliklerini devam ettirmelerini sağlamak ancak ilk satırdan bunu dile getirmek çok da hoş karşılanmayabilir. Karşılıklı işbirliğinin önemini vurguladıktan sonra fazla gecikmeden isteğinizi net bir sekilde dile getirmelisiniz zira üyeniz ilk satırdan itibaren bu esas noktayı arıyor olacak. Dürüst bir şekilde üyeliklerini yenilemelerini istemeli; hızlı ve kolay bir biçimde bunu nasıl yapabileceklerini anlatmalısınız.

Kayıt yenileme işini kolay hale getirin

Üyenizi üye kaydını yenilemesi için ikna ettiniz ancak aynı zamanda bunun zahmetsiz olmasını da sağlamalısınız ki sürecin zorluğundan yılıp kararlarından dönmesinler. Raklet sayesinde e-postanıza ekleyeceğiniz bir link ya da mektup göndermişseniz bir takım yönergeler bunu oldukça kolay hale getirebilir.

Teşekkür etmeyi ve bir sonraki yıl için zemin hazırlamayı unutmayın

E-posta ya da mektuplar şimdiye kadarki icraatlarınızda üyelerinizin desteğinin öneminin altını çizmek açısından önemli. Ancak yine onların desteğiyle gerçekleşecek sıradaki projelerinizden bahsetmeniz motivasyon yaratmada etkili olacaktır.

Son olarak kapanış bölümünüzü teşekküre ayırın. Bunu da elinizdeki veriler ışığında mümkün olduğunca kişisel ya da üyenizin dahil olduğu üye kategorisine özel hale getirmeye çalışın. Raklet‘in gelişmiş filtreleme özelliği ile bunu kolayca gerçekleştirebilmeniz mümkün.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

Üyelik Yenileme Mektup ve E-postaları İçin Öneriler

Üyelik süreleri dolan üyelerinizin üyelik yenileme kararı vermelerini sağlamak için kendilerine gönderdiğiniz mektup ya da e-postaları tekrar gözden geçirmenizde fayda var.

E-bültenler ya da web sitenizden farklı olarak oluşturacağınız bu metinler, üyenize direkt olarak hitap etme imkanı sunar ve bu yüzden üyelik yenileme sürecinde çok önemlidir. Bu seneki metinlerinizi düzenlemeden önce aşağıdaki önerilerimize göz atabilirsiniz.

Kişisel ve güçlü metinler oluşturun

Üyelerinize özel oluşturacağınız mektup ya da e-postanız, üyelerinizin kurumunuzla kurdukları özel ilişkiyi ve kurumun bir parçası olma duygusunu hatırlatmalı. Kurumunuzun üyenize kattığı artı değeri vurgularken aynı zamanda desteğinin sizin için ne kadar önemli olduğunun da altını çizmelisiniz.

Kişiye özel metinler etki gücünüzü artırır

Uzmanlar iletişim stratejilerinizi belirlerken hitap ettiğiniz kitleyi kategorileştirmenin öneminin altını çiziyor. Dernek ve diğer üyelik bazlı kurumlar postalarını kişiselleştirmek için üye veri tabanlarının kendilerine sundukları verilerden yararlanıyor. İşe üyelerinizi birbirinden ayıran özelliklerinin neler olduğunu düşünerek başlayabilirsiniz. Örneğin:

  • Farklı üyelik kategorileriniz var mı? (öğrenci, çalışan, emekli,…)
  • Üyelik statüsüne göre gruplandırma yapıyor musunuz? ( yeni üye, aktif üye, eski üye, pasif üye,,…)
  • Üyelerinizin etkileşim verilerine sahip misiniz? (Aktif gönüllülük, etkinliklere ya da mesleki gelişim seminerlerine katılım, komitelerde görev alma,..)

Üyeleriniz hakkında ne kadar çok bilgi sahibi olursanız postalarınızı kişiselleştirmeniz de bir o kadar kolay olur. Örneğin bazı üyelerinizin bir projenizde özel olarak görev aldığı, bunun için çaba sarf ettiği bilgisine sahipseniz; mektubunuzda bu deneyimi ve desteklerinin sizin için ne kadar önemli olduğunu ön plana çıkarabilirsiniz. Aynı şekilde öğrencilerden oluşan bir üye grubuna hitap ederken, kurumunuzun kendilerine sunduğu mesleki gelişim ya da çevre oluşturma gibi olanakları vurgulayabilirsiniz.

Tüm bu kategorilere ayırma ve her bir üyenizin aktivitesini ayrı ayrı takip etme işini manuel yollarla yapmak her zaman çok sağlıklı olmadığı gibi çok fazla zaman ve enerji gerektirebiliyor. Raklet, üye veri tabanınızdaki verileri size istatistikler ve kategoriler ışığında sunuyor ve zaman tüneli uygulamasıyla her bir üyenizin derneğinizle olan etkileşimini görmenize olanak sağlıyor.

Otomatik hatırlatmalar

Bu yazıda üyelik yenileme çağrılarınız için kullanabileceğiniz kişiye özel mektup ve e-postalardan söz ediyoruz ancak kurumunuz otomatik hatırlatmaların daha uygun olduğunu düşünebilir. Durum böyle olsa dahi üye yönetim sisteminiz size, göndereceğiniz hatırlatma metinlerini kişiselleştirme imkanı verecektir.

Üye yönetim sisteminizin sunduğu otomatik ödeme seçenekleriyle ödemelerin takibi meselesi bir yük olmaktan çıkıyor (Bkz.Dernek Gelirlerini Artırmanın En Kolay Yolu: Tek Tıkla Öde!) ancak yine de üyelerinize direkt olarak hitap edeceğiniz fırsatlar yaratmanızda fayda var. Üyelik yenileme işlemleri otomatik olarak gerçekleşen üyelerinize göndereceğiniz teşekkür mektup ya da e-postalarını bu çerçevede düşünebilirsiniz.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

Kimdir Bu Y Kuşağı İnsanları? Dikkatlerini Nasıl Çekmeli?

Y kuşağı belki de en çok analiz edilen ve pazarlama stratejistlerinin üzerinde en çok kafa yordukları kuşak. Kuşakların X, Y(Milenyum), Z olarak sınıflandırılması Amerika kaynaklı ve yapılan araştırmalar büyük ölçüde Amerikan toplumunu anlamayı amaçlıyor. Yine de Avrupa ve Türkiye gibi farklı coğrafyalarda benzer bir sınıflandırmaya gitmek mümkün görünüyor zira küreselleşmenin etkisiyle teknolojiyle kurulan ilişki ve üretim-tüketim dinamikleri buralarda büyük ölçüde benzerlik gösterebiliyor.

Bugün 33. yaşını sürenler de, 11 yaşındaki çocuklar da Y kuşağında yer alıyor. Böylesine geniş bir yaş aralığında yer alan tüm bu insanları tek bir yaklaşımla ele almak ve buna göre stratejiler geliştirmek pek işlevsel değil. Farklı ortaklıklar etrafında birtakım kategoriler oluşturmak gerekiyor ve bu insanları harekete geçirmenin yolu, bu farklı grupları nelerin motive ettiğini anlayabilmekten geçiyor.

Erken dönem Y kuşağı

13-17 yaş: Ebeveynlerine daha önceki kuşaklara göre çok daha bağlılar ve onları isyan edilecek otorite figürleri yerine arkadaşları ya da sırdaşları olarak görüyorlar. Güçlü aile bağlarından istifade ederken arkadaşları sosyal gelişimlerinde tamamlayıcı bir rol üstleniyor; akranlar tarafından onaylanıyor olmak çok çok önemli. Bu genç kuşak sosyal ağlarla dünyaya bağlanıyor ve içinde yaşadıkları toplumda üstlendikleri rol onlar için bir gurur kaynağı olabiliyor.

Üniversite çağı Y kuşağı

18-22 yaş: Yüksek beklentileri olan, hayatın her alanında başarılı olmak ve çok büyük bir oranda üniversite okumak isteyen bir grup. Aileyle kurulan ilişkinin niteliği ve yeni iletişim teknolojilerinin hayatlarındaki rolü önceki grupla benzerlik gösteriyor. Kanaatlerini büyük ölçüde sosyal ve akademik çevrelerinin etkisiyle oluşturarak sosyal yardım faaliyetlerinde bulunuyorlar. Dolayısıyla bu grubun ilgisini çekebilmek için üniversitelerle iş birliği halinde olmak iyi bir fikir olabilir.

Genç yetişkin Y kuşağı

23-27 yaş: Daha ciddi sorumluluklar alabiliyor ancak yine de ergenlik dönemini uzatma sanatında uzmanlaşmış, üniversiteyi bitirdikten sonra aile yanına dönebilen ya da herhangi bir işe girmeden önce seyahat etmeyi tercih eden bir kuşak söz konusu olan. Bir işte çalışanlar ise işlerinin onları tüketmesine izin vermiyor ve sosyal uğraşılarına öncelik veriyorlar. Bu sosyal uğraşıları, çeşitli kurumlarda gönüllü faaliyetlerde bulunma ya da bağış etkinlikleri oluşturabiliyor.

Bu genç yetişkin kuşak aynı zamanda hobileriyle de örtüşen bağış etkinliklerinde yer almaya önem veriyor. Örneğin maratonlarda koşmak diğer bağış toplama etkinliklerine göre çok daha aktif olarak yer aldıkları bir etkinlik türü. Çünkü koşmak herkes tarafından yapılabilen, pahalı olmayan bir etkinlik ve aynı zamanda sıra dışı bir format. Dahası, uzun mesafe koşularında bağış toplamak için koşan katılımcılar kampanyalara büyük katkılar sağlayabiliyor.

Stratejilerinizi belirlemeden önce, hedef kitlenizi tanımaya çalışırken bu sınıflandırmadan yararlanmanız iyi bir fikir olabilir. Ancak yine de kuşak teorisine yöneltilen fazla indirgemeci olduğuna yönelik eleştirileri de aklın bir köşesinde tutmak gerekiyor.

Raklet ile kurumunuzun Y kuşağının teknolojik beklentilerine cevap vermesini sağlayabilir, kitlenizi çok daha yakından tanıyarak sağlıklı iletişim stratejileri geliştirebilirsiniz.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

 

Dernekler Arasında Fark Edilmek: Peki Ama Nasıl?

Türkiye’de bugün 100.000 civarında dernek bulunuyor ve bunların bazıları aynı amaca hizmet ediyor. Benzer sorunlara yönelik birçok derneğin var oluşu, etkili çözümlerin bulunabilmesi açısından sevindirici tabi ancak bu aynı zamanda kurumunuzun benzer kurumlar arasında fark edilmek için çaba göstermesi anlamına geliyor. 

Raklet‘in sunduğu olanaklarla iş veriminizi artırıp sorunlara etkili çözümler sunabilmeniz dikkat çekmenizi sağlayacaktır kuşkusuz ancak sektörde fark edilmek için bunun yanında birtakım stratejiler geliştirmeniz gerekebilir.

Misyonunuzu net bir şekilde ortaya koyun

Kurumların misyonlarını beyan ettikleri bildiriler bazen uzun, sıkıcı ve fazla teknik olabiliyor. İnsanların sizi akıllarında tutabilmelerine imkan vermek için bildirinizi kolayca hatırlanabilecek şekilde oluşturmalısınız. Şeffaflık ve ayrıntılı açıklamalar güven oluşturmak ve ilgi uyandırabilmek açısından önemli ancak fark edilmek için öncelikle ne yaptığınızı insanların anlayabileceği şekilde anlatabiliyor olmalısınız.

Marka görseli yaratmak

Uygun bir marka görseli, görünürlüğünüzü artırmak açışından oldukça önemli. İnsanlar logonuzu gördüklerinde amacınızı hatırlamalılar. Basit ve güçlü imgelerle bunu yapabilirsiniz. Açıklama gerektiren karışık ve çok renkli logolardan kaçının.

Güçlü bir görsel iletişim sürdürmeniz için iyi tasarlanmış bir logonuzun olmasının yanında, logonuzu yer aldığınız tüm mecralarda kullanıyor olmalısınız. Web siteniz, sosyal medya hesaplarınız, etkinlik materyalleriniz…Ancak burada da aşırıya kaçmamak gerekiyor; logonuzu insanların gözüne sokmadan uygun şekillerde yerleştirmelisiniz.

Sesinizi yükseltin

Amaç ve faaliyetlerinizi tanıtıp logonuz ile uygun bir görsel iletişim stratejisi geliştirdiğinizde, geriye yalnızca fark edilmek için sesinizi yükseltmek kalıyor. Sosyal paylaşım siteleri bağışçılarınız ve başka organizasyonlara iletişim kurabileceğiniz, sesinizi duyurabileceğiniz mecralardan biri. Ancak buradaki bilgi bombardımanı delip hedeflediğiniz kitleye ulaşmanız yine birtakım stratejiler gerektiriyor. Ayrıntılı bilgi için: Dernek, Vakıf ve STK’lar İçin En Etkili Sosyal Paylaşım Siteleri

Yüz yüze iletişim mail ya da sosyal paylaşım sitelerindeki paylaşımlarınızdan çok daha güçlü etki bırakır. Amacınızla ilgili olabilecek etkinliklerde ya da dernek, vakıf ve STK’lara yönelik konferanslarda yer almanız, kurumunuzun tanınmasında oldukça etkili.

Kurumunuzun fark edilmesi derken yalnızca bağışçılarınızın ilgisini çekmekten bahsetmiyoruz aslında; amaçları sizinkiyle örtüşen başka kurumların da dikkatini çekmek, birtakım ortak projelerde yer almanızı sağlar.

Sesinizi duyurabilmek için iletişim kanallarınızı bir bütün halinde yürütüyor olmalısınız. Gelişigüzel ve tepkisel bir iletişimden ziyade belli bir stratejiyle yürüttüğünüz iletişim çok daha etkili. Bunun için bir ekip oluşturabilir ve belli bir bütçe ayırabilirsiniz. Zira sahip olduğunuz tüm iletişim kanallarına istikrarlı bir şekilde, doğru zamanlamayla uygun içerikler sağlamanız sesinizi duyurmada çok önemli. Ayrıntılı bilgi için: Kurumunuza Nasıl Görünürlük Kazandırmalı?

Kurumunuzun performansını artırıp başarılarınızla kendinizden söz ettirmeniz fark edilme yolunda atabileceğiniz en büyük adım. Raklet‘e kaydolarak artan verimliliğinizle bunu başarmanız mümkün.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

Kurumunuz İçin Güzel Haber: Üyelik Sistemi Yaygınlaşıyor!

Üyelik sistemi popülerliğini gün geçtikçe artırıyor. Bu sistem sayesinde şirketler müşteri tabanlarını genişletebiliyor ve sürekli ilişkilerle düzenli gelir elde ediyorlar. Peki bu durumun sizin kurumunuzla ne ilgisi olabilir?

Üyelik sisteminin yaygınlaşıyor olması işleyişleri düzenli aidat ve bağışlara dayalı dernek, vakıf ve STK’lar için güzel bir haber. Özel sektörün potansiyeli fark edip hayata geçirdiği bu üyelik ekonomisi, aylık ödeme kavramını güçlendiriyor. Üyeler malın veya sunulan hizmetin kendisine sahip olmaktansa, düzenli ödemelerle ona erişim hakkına sahip olmayı tercih ediyor.

Yani artık üyelerinizden düzenli bağış yapmalarını ya da aidatlarını ödemelerini istediğinizde daha alışık oldukları bir şeyi talep ediyor olacaksınız.

Online ve otomatik ödeme imkanlarıyla takibin çok daha kolay hale gelişi de bu sistemin yaygınlaşmasında rol oynamışa benziyor. Raklet gibi üye yönetim sistemleri süreci çok daha zahmetsiz hâle getiriyor.

Üyeliğin ve aylık bağışların avantajları

Üyelik sistemi ve aylık bağışları cazip hale getiren kuşkusuz kurumun düzenli ve öngörülebilir bir gelir elde edecek olması. Önümüzdeki ay ne kadar gelir elde edeceğiniz konusunda bir fikriniz yoksa yürüteceğiniz kampanyalar, etkinlik ya da projeleriniz için sürekli risk almak zorunda kalabilirsiniz. Adrenalini seviyor olabilirsiniz tabi ama yine de düzenli bağışlar sayesinde elde ettiğiniz öngörülerle çok daha uzun vadeli, gerçekçi planlar yapmanız mümkün.

Fakat hem şirketler hem de dernek, vakıf ve STK’lar için üyelik sistemi ya da aylık bağışların tek avantajı düzenli gelir elde ediyor olmak değil. Sistem aynı zamanda bir topluluk oluşturmanıza da imkan veriyor. Sürekli iletişimde olacağınız ve sizi destekleyen bir topluluğunuz var. Bir kurum başka ne ister ki?

“Topluluğunu genişletmek ister” diyorsanız çok haklısınız.

Aylık bağış mekanizmasını devreye sokmak

Kurumunuzun aylık bağışlarla düzenli gelir elde etme potansiyelini artırabilmek için öncelikle bağışçılarınızı kazanmanız gerekiyor:

Bariyerleri ortadan kaldırın. Bir insanı düzenli bağışçı olmaktan alıkoyan nedenlerin neler olabileceğini düşünün ve stratejinizi buna göre belirleyin. Aylık makul bir bağış miktarı ve kısa bir bağış formu iyi bir başlangıç olabilir. Düzenli bağışçı olmayı kolay hale getirmelisiniz.

Geri bildirimi gecikmeden gerçekleştirin. Bağışçınızın sizinle ilk temasa geçtiği andan itibaren iletişiminize içten bir teşekkür ile başlayın, uygun içerik paylaşımı ve güncellemelerle iletişiminizi sürdürün. Üyelik sistemi esasına dayalı iş modellerinde üyelik, müşteri mal ve hizmetten yararlanmaya devam ettiği sürece geçerlidir. Yani bağışçınız da desteğinin sonuçlarını gördüğü sürece sizi desteklemeye devam eder.

Ödüllendirin. Üyelik sistemi esasına dayalı iş modellerinde ödemelerini düzenli yapan eski müşteriler için ödüller, belli indirimler vardır. Bağışçılarınız çoğu zaman bağışlarını maddi bir karşılık beklemeksizin yapar. Dolayısıyla onları ödüllendirmenin başka yollarını bulmalısınız. Kendilerine özel bir e-posta gönderebilir ya da yalnızca düzenli bağışçılarınıza yönelik bir etkinlik düzenleyebilirsiniz.

Ayrıntılı bilgi için: Tek Seferlik Bir Bağış Nasıl Sürekli Bir Desteğe Dönüşür?

Raklet‘le üye ve destekçilerinizle iletişiminizi sağlıklı bir şekilde sürdürebilir, online ve otomatik ödeme özellikleriyle üyelik aidatı ya da aylık bağış toplama mekanizmalarını etkin bir şekilde devreye sokabilirsiniz. Dernek Gelirlerini Artırmanın En Kolay Yolu: Tek Tıkla Öde

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!