Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası ile Üye Yönetimi Sürecinin İnceliklerini Konuştuk

Sivil Toplum Buluşmaları serisinin yedinci toplantısında Alman-Türk Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreter Yardımcısı Zeynep Demir, üye yönetimi konusundaki deneyimlerini bizlerle paylaştı.İşte etkinlikten satır başları:

STK yönetiminin temel unsurlarını ele alarak başladığı konuşmada Demir, yönetim ve profesyonel ekibin alanında uzman kişiler arasından seçilmesinin ve kurum ve üyelerin ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş CRM verilerinin idari işlerde hayati önem taşıdığının altını çiziyor.

Kurumun hedeflerine ulaşmasında stratejik planlamanın önemi

Kurumun hedeflerine ulaşabilmesi, üyelerin kuruma olan bağlılığını pekiştiren unsurlardan. Planlama, uygulama ve ölçümlemenin stratejik planlamanın üç alt başlığı olduğunu belirten Demir’e göre ölçülebilir ve ulaşılabilir hedefler belirlemek çok önemli ve etki değerlendirme süreci, bu hedeflere ulaşırken gereksiz kaynak sarfiyatının önüne geçebilmek için atılacak en önemli adımlardan. Demir, yürütülen iletişim çalışmalarının, hazırlanan kamu spotlarının hedef kitlede nasıl bir etkisi olduğunun değerlendirilerek yeni stratejilerin bu bilgiler ışığında belirlenmesinin ne denli elzem olduğunun belirtiyor.

Üyeler için sağlıklı networking nasıl kurulur?

Alandaki gelişmelerin aktarıldığı, bilgi güncellemelerinin paylaşıldığı etkinlikler düzenlemenin ve bu etkinliklerde üyeler arasındaki geçişkenliği sağlamanın çok önemli olduğunun altını çiziyor Demir. Bunun yanı sıra, iş dışında düzenledikleri çeşitli sosyal etkinliklerin üyenin kuruma olan bağlılığının yanında üyelerin birbirleriyle olan bağını da güçlendirdiğini belirtiyor.

“Ekonomiyi temsil ettiğimiz için nötr durmamız lazım.”

Kamu ile olan çalışmalarda dikkat edilmesi gereken en büyük tanım, etik. Kendi kurumlarından örnek veren Demir, siyasilerle birlikte çalıştıklarını ancak ortak basın toplantıları yapmadıklarına,  sektörel çalışmalara yakın olduklarına değiniyor.  Bu tarafsızlık da yine üyenin kuruma olan bağlılığını güçlendiren unsurlardan.

İletişimin önemi

Demir’e göre sivil toplumun en büyük sorununun iletişimi doğru kuramamak. Hedef kitleyi segmente etmediğinizde ve özelleştirilmiş bir iletişim stratejisi izlemediğinizde  başarısız olma ihtimalimiz artıyor. Hedef kitle analizini yaptıktan sonra doğru hedef kitleye, harekete geçirici doğru mesajı vermeniz gerekiyor. 

Başarılı iletişim stratejisinin artık sosyal medya olmaksızın hayata geçirilemeyeceğini belirten Demir, buradaki sürekliliğin kurum başarısı ve üye yönetiminde elzem olduğunun altını çiziyor.

Etkinliğin video kaydına aşağıda ulaşabilirsiniz.

Sivil toplum buluşmaları serisi kapsamındaki tüm etkinlikleri Raklet etkinlik sayfasından takip edebilir, kaydınızı yaptırabilirsiniz. Sosyal medya paylaşımlarında bulunmak isterseniz  #siviltoplum #siviltoplumbulusmaları hastaglerini kullanabilirsiniz.

Netsquared Istanbul iletişim ağına dahil olup etkinliklerimizle ilgili tüm güncel haberlere erişebilirsiniz.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

Kaynak Geliştirme Sürecinde Başarılı Kampanya Yönetimi

Sivil Toplum Buluşmaları serisinin Mart ayı konuğu bugüne dek çok sayıda başarılı kampanyaya imza atan Tohum Otizm Vakfı‘ydı. Vakfın Kaynak Geliştirme ve Kurumsal İletişim Direktörü İrem Yılgaz ile kaynak geliştirme sürecinde kampanyanın önemini ve kampanya yönetiminde dikkat edilmesi gerekenleri konuştuk.

Otizmin bir engel ya da bir hastalık değil, gelişimsel bir farklılık olduğunu vurgulayan Yılgaz, erken tanı ve eğitimle her otizmli çocuğun yeniden doğabileceğinin altını çiziyor ve vakfın kurulduğu 2003 yılından bu yana izledikleri stratejileri, yürüttükleri projeleri ve bu projelerin etki değerlendirmesini nasıl yaptıklarını anlatıyor.

Yılgaz’ın aktardığı verilere göre Vakfın kurulduğu tarihte dünyada her 170 çocuktan biri otizmliyken 2015 yılında her 68 bebekten biri otizm riskiyle dünyaya geliyor. Türkiye’deyse 0-18 yaş arası otizmli çocukların sayısı 352.000.

Yılgaz sivil toplum alanında faaliyet gösteren kurumların ihtiyaçlarını farkındalık, ayni destek, insan kaynağı, fonlar ve her daim finansal kaynak olarak sıralıyor ve yürütülen başarılı kampanyaların sonucunda doğrudan nakdi kaynak elde edilemese de artan farkındalığın uzun vadede bu yönde bir etkisi olacağını belirtiyor.

Kamuoyunda bu farkındalığı oluşturmak adına Vakıf, 2005-2014 yılları arasında broşürler, otobüs arkası reklamlar, billboardlar ile sokakta yürüttüğü çalışmalar, ünlülerle yürüttüğü kampanyalar ve basında, haber bültenlerinde yer alan otizmli bir çocuğun ağzından otizm videosu sonucunda ulaştıkları farkındalık seviyesini ölçme kararı alıyor.

2014 yılında yapılan araştırma sonucunda kamuoyunda otizmi duyanların oranının %29 ve otizmin bir gelişimsel bozukluk olduğunu bilenlerin oranının ise bu kişilerin yalnızca %8’i olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Vakfın sonrasında geliştirdiği stratejiler ise bu araştırmanın bulguları ışığında belirleniyor.

Geleneksel Medyanın Gücü

Araştırma sonucunda farkındalık için en güçlü aracın yine televizyon ve gazete olduğu ortaya çıkıyor ve Vakıf kamu spotlarıyla geleneksel medyada daha görünür hale gelerek 2017 yılında bu oranı %29’dan %58’e çıkarmayı başarıyor.

Sosyal Medyanın Etkisi

Geleneksel medyanın yanında yeni medyanın da gittikçe artan gücünün farkında olarak 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nden bir gün önce, 1 Nisan 2017’de “Bu bir şaka değil” sloganıyla ekşi sözlükte yürüttükleri kampanya kısa sürede sosyal medyada yayılarak oldukça ses getiriyor .

Tohum Otizm Vakfı, yürüttüğü çok sayıda yaratıcı kampanya ile farkındalık oluşturmaya yönelik stratejilerini belirlerken etki değerlendirme süreçlerinin ne denli önemli olduğunu tekrar görmemize olanak sağlıyor. İzlediğiniz stratejilerin sonuçlarını değerlendirmek ve bu sonuçlar ışığında yepyeni stratejiler belirlemek etki alanınızı geliştirmenize imkan veriyor. 

Etkinliğin video kaydına aşağıda ulaşabilirsiniz.

Sivil toplum buluşmaları serisi kapsamındaki tüm etkinlikleri Raklet etkinlik sayfasından takip edebilir, kaydınızı yaptırabilirsiniz. Sosyal medya paylaşımlarında bulunmak isterseniz  #siviltoplum #siviltoplumbulusmaları hastaglerini kullanabilirsiniz.

Netsquared Istanbul iletişim ağına dahil olup etkinliklerimizle ilgili tüm güncel haberlere erişebilirsiniz.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

 

Pikan Ajans’tan Erkan Demir ile Sürdürülebilir Düzenli Bireysel Bağış Kampanyalarını Konuştuk: Neden ve Nasıl?

Sivil Toplum alanında faaliyet gösteren aktörleri her ay bir araya getirmeyi ve iyi örnekleri çoğaltmayı hedefleyen Sivil Toplum Buluşmaları serisinin Şubat ayı konuğu Pikan Ajans’tan Erkan Demir, konumuz sürdürülebilir düzenli bireysel bağış kampanyalarıydı.

Bugüne dek çalışmalarıyla çok sayıda sivil toplum kuruluşunun iletişim ve kaynak geliştirme sürecine katkı sunan Pikan Ajans, kurucularının sivil toplum alanında çalıştıkları dönemde sürekli olarak karşılaştıkları sorunlardan hareketle yola çıkıyor. Yerel kurumların kendi içlerinde çözemedikleri bu sıkıntıları, kendileriyle aynı dili konuşan bir ajans aracılığıyla çözmelerini amaçlıyor.

Pikan Ajans’ın kurucularından Erkan Demir ile bu alandaki tecrübelerinden yola çıkarak sürdürülebilir bireysel bağış programlarının önemini ve bu programları yürütürken nelere dikkat edilmesi gerektiğini konuştuk.

Neden sürdürülebilir bireysel bağış programları?

Sürdürülebilir düzenli bireysel destek programları hangi destekçinizden ne kadar bağış geleceğini önceden bilmenize ve önünüzü görerek çok daha gerçekçi projeler geliştirmenize imkan verir.

Demir’e göre düzenli bireysel destek programları sadece maddi kaynak sağlama amacı gütmez. Sorunların çözümü ile ilgili olarak görünür olmanızı sağlar. Asıl mesele, projelerinizi gerçekleştirmenizi sağlayacak destekçi sayısına ulaşmanın yanında bir kitle, bir kamuoyu oluşturabilmektir. Bu kitleyi oluşturduktan sonra kurum olarak çözüm üretmeye çalıştığınız alanın temsilcisi haline gelebilirsiniz.

Başka bir ifadeyle kaynak geliştirme temel bir iletişim yöntemidir ve etkileri çok farklı olabilir. Yürüttüğünüz kampanya neticesinde kişiler size doğrudan maddi destek sunmamış olsalar bile sizi sosyal medyadan takip edebilir ya da çalışmalarınızda bizzat yer alabilirler. 

Demir, tam da bu nedenle iletişim ve kaynak geliştirmenin birbirinden ayrılamayacağının altını çiziyor: “Kamuoyu oluşturabilmek için bir hikayeye ihtiyacınız vardır ve bu hikayeyi de kampanya aracılığıyla insanlara ulaştırırsınız. Kampanyadan yola çıkar; kurum olarak amacınızı, ne için çaba sarf ettiğinizi insanlara net bir şekilde aktarırsınız.”

Nelere dikkat etmek gerekiyor?

  • Öncelikle kurum olarak hangi meseleye çözüm sunmak istiyorsunuz, bunun net olması ve çözüme dair bir projeyle insanların karşısına çıkmanız gerekiyor.
  • Sorma cesareti göstermek çok önemli. Destek istemek aynı zamanda kurumunuzun amacını da net bir şekilde anlatma fırsatı. Bu nedenle “hayır” cevabı önemli değil, önemli olan döngüyü nasıl kurduğunuz. İlk aşamada yalnızca sosyal medyada çalışmalarınızı takip eden bir kişi, bir sonraki yıl size destek olmaya karar verebilir.
  • Kurumsal destekçilerle kıyaslandığında bireysel destekçilerle şeffaf bir iletişim kurmak biraz daha zahmetli olabiliyor. Birkaç kişi yerine oldukça geniş bir kitleye hesap verebiliyor olmanız gerekiyor. Bu nedenle kampanya süresince kimlerle iş birliği halinde olacağınız, ne kadar süreyle kampayayı yürüteceğiniz, çıktıları hangi kanallardan nasıl paylaşacağınız sorularının cevabını önceden düşünmek, planlamak gerekiyor.
  • Açık olmak, şeffaf olmak ve talep etmek tüm bu iletişim ve kaynak geliştirme sürecinin temeli. Düzenli aralıklarla çalışmaları raporlamak ve destekçilerle paylaşmak güven kazanmanız ve desteğin sürdürülebilirliği açısından elzem.
  • Kampanyanızı yürütürken “Nasıl bir kültürün içindeyiz ve stratejimiz ne olmalı?” sorusunu sürekli olarak sormak ve gerektiğinde güncellemeye gitmek gerekiyor. 

Etkinliğin video kaydına aşağıda ulaşabilirsiniz.

 

 

Sivil toplum buluşmaları serisi kapsamındaki tüm etkinlikleri Raklet etkinlik sayfasından takip edebilir, kaydınızı yaptırabilirsiniz. Sosyal medya paylaşımlarında bulunmak isterseniz  #siviltoplum #siviltoplumbulusmaları hastaglerini kullanabilirsiniz.

Netsquared Istanbul iletişim ağına dahil olup etkinliklerimizle ilgili tüm güncel haberlere erişebilirsiniz.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

Hayata Destek’le konuştuk: İnsani yardımda ‘iletişim’ önemli mi?

Sivil toplum alanında faaliyet gösteren farklı aktörlerin bir araya gelerek bilgi ve tecrübelerini paylaşmalarını ve böylece iyi örneklerin çoğalmasını amaçlayan Sivil Toplum Buluşmaları serisi tüm hızıyla devam ediyor. 2018 yılının ilk konuğu birçok ilde yürüttüğü projelerle insani yardım alanında faaliyet gösteren Hayata Destek Derneği’ydi.

Hayata Destek Derneği 2005 yılından bu yana afetlerden etkilenen kişilerin temel hak ve ihtiyaçlarına erişebilmeleri için çalışan bir dernek. Ancak afetten kasıt yalnızca doğal afetler değil. Aynı zamanda savaşlar ve göçlerin neden olduğu olumsuz yaşam koşulları da bu bağlamda ele alınıyor. Bu nedenle çalışma alanlarının içinde mülteciler de var, mevsimlik tarım işçileri de.

Dernek’in iletişim ve kaynak geliştirme yöneticisi Aslı Arslan ile insani yardım alanında iletişimin önemini ve bunun kaynak geliştirme sürecine olan katkısını konuştuk.

Öncelikli olanın iletişim kurabilmek olduğunu dile getiren Arslan, kaynak geliştirme faaliyetlerinin ancak sağlıklı bir iletişim temelinde başarıya ulaşabileceğinin altını çiziyor. Zira doğru bir iletişimle şeffaf bir biçimde yürütülen projeler sizinle aynı amacı güden ve çalışmalarınıza destek vermek isteyen insanlarla bir araya gelmenizi sağlıyor.

Arslan’a göre, projelerin yürütülmesinde iletişim faaliyetlerinin hayati bir önemi var. Zira söz konusu olan yalnızca kurumsal; medyayla, kamuoyuyla ya da kaynak geliştiricilerle kurulan iletişim değil. Aynı zamanda afetlerden etkilenmiş topluluklarla da iletişimin hassasiyetle sürdürülmesi gerekiyor.

Tüm bu süreçlerde doğru ve etkili bir iletişim kurabilmek için Dernek olarak izledikleri yöntemleri şu şekilde özetliyor Arslan:

Kamuoyundaki algıyı insani yönde değiştirebilmek

Arslan,  çalışma alanları itibariyle konunun insani boyutundan çok siyasi boyutunun ön plana çıkması riskine dikkat çekiyor. Bu nedenle konunun kamuoyunda daha anlaşılır olması ve afet mağdurlarıyla empati kurulabilmesi için bu alanda bilinçlendirme çalışmaları yapılıyor.

Türkiyede bireysel bağışçılığın çok yeni bir kavram olduğunu belirten Arslan, olayın siyasi boyutu da eklendiğinde mültecilik alanındaki bireysel bağışların çok düşük olduğunu belirtiyor. Bu nedenle bireysel bağışçılar çok kıymetli. Burada iletişimi sürdürmek, katkılarının değerini ifade edebilmek bağışçıların başka STK’lara yaklaşımını da değiştirebiliyor.

İnsan hikayelerine odaklanmak

Konunun insani boyutunu vurgularken insan hikayeleriyle ilerlemek çok şeyi değiştirebiliyor.  Bu hem dinleyenin konuyu istatistiklerin ötesinde, insani bir boyutta  kavramasını sağlıyor hem de mağdurun yaşadıklarını anlatmasına ve güçlenmesine imkan veriyor.

Gündemi izlemek

Gündemi takip etmek ve buraya eklemlenmek oldukça önemli. Bu, günlük hayatın koşturmacası içinde insanları yakalamanıza ve mesajınızı iletmenize imkan veriyor. Burada mevcut bilgi karmaşasını gidermeye yönelik bir iletişim kurmak önemli.

Benzer alanda faaliyet gösteren diğer kurumlarla bir araya gelmek

Arslan, sivil toplumun bir parçası olarak tek başlarına yapabileceklerinin çok sınırlı olduğunun farkında olduklarını belirtiyor. Bu nedenle benzer alanda faaliyet gösteren dernekleri bir araya getirmek amacıyla kurdukları  Sivil Toplum Afet Platformu etki alanlarını genişletebilmelerine imkan veriyor.

Hayata Destek Derneği yürüttüğü farklı projelerle afet mağdurlarının hayata tutunmalarına destek olmaya ve insani yardım alanında fark yaratmaya devam ediyor.

Etkinliğin video kaydına aşağıda ulaşabilirsiniz.

 

Sivil toplum buluşmaları serisi kapsamındaki tüm etkinlikleri Raklet etkinlik sayfasından takip edebilir, kaydınızı yaptırabilirsiniz. Sosyal medya paylaşımlarında bulunmak isterseniz  #siviltoplum #siviltoplumbulusmaları hastaglerini kullanabilirsiniz.

Netsquared Istanbul iletişim ağına dahil olup etkinliklerimizle ilgili tüm güncel haberlere erişebilirsiniz.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

Sivil Toplum Buluşmaları Serisinin 3. toplantısında Bireysel Bağışçılığı Konuştuk

Netsquared Istanbul tarafından TAK iş birliğiyle Raklet sponsorluğunda düzenlenen Sivil Toplum Buluşmaları Serisi’nin Üçüncüsü 6 Aralık Çarşamba akşamı gerçekleşti. Toplum Gönüllüleri Vakfı’nda Kaynak Geliştirme ve İletişim Departmanı Yöneticisi olarak görev alan Derya Kılıçalp ile bireysel bağışçılığı masaya yatırdık.

Türkiye’deki bağışçılığa dair istatistikleri baz aldığımızda geliştirilmesi gereken bir tabloyla karşı karşıya olduğumuz aşikar. Dünya bağışçılık endeksi verilerine göre Türkiye 135 ülke arasında 132. sırada. Uzun yıllardır sivil toplum alanında faaliyet gösteren Derya Kılıçalp ile bu tablonun temelinde yer alan güven sorununun üstesinden gelebilmek için kurumların dikkat etmeleri gereken belli başlı noktaları konuştuk.

Kurumların finansal sürdürülebilirliklerini sağlamak için kurumsal bağışların yanında bireysel bağışçılık ayağını güçlendirmeleri gerektiğini, ne kadar çok tabana yayılırlarsa o denli sürdürülebilir bir model geliştirebileceklerini belirten Kılıçalp, bağışçılık kültürünün değişebilmesi için öncelikle kurum kültürünün değişmesi gerektiğini savunuyor.

Kılıçalp, bağışçılara salt gelir kaynakları olarak bakmanın ötesinde onları beklentileri ve ihtiyaçları olan insanlar olarak görmenin öneminin altını çiziyor ve bu beklenti ve ihtiyaçlara cevap vermek için izlenebilecek somut adımları şöyle sıralıyor:

Hesap verebilir olmak

Aşılması gereken güven sorununa yönelik en somut adımlardan biri kurumun faaliyetlerine, gelirlerini nasıl kullandığına dair şeffaf olması. Burada hesap verebilir bir kurum olup olmadığınız algısına etki eden birçok faktör bulunuyor. Mali tablolarınızı, faaliyet raporlarınızı açıklayıp açıklamadığınız, sosyal medyayı nasıl kullandığınız gibi.

Açık bir raporlamayla bağış miktarından bağımsız olarak her bağışçıyla eşit bir ilişki kurmak önemli. Kurumun bağışçıya, bağış tutarı ne olursa olsun ihtiyacı olduğunu göstermesi ve yaptığı bağışların somut sonuçlarını kendisiyle paylaşması gerekiyor.

Hikayenizi güçlendirmek

Faaliyet alanınıza, yapmak istediklerinize dair genel ve standart mesajlardansa bağışçıyı duygusal olarak etkileyebilecek farklı hikayeler ve farklı anlatım biçimleri geliştirmek önemli. İnsanların duygularına dokunmak gerekiyor ancak bu onların duygularını sömürmek, onları istismar etmek değil. Bağışlarla dokunduğunuz hayatların hikayelerini paylaşmak çok daha somut ve harekete geçirici olabiliyor örneğin.

Bağışçılara Alan Açmak

Yeni nesil bağışçıların paralarını verip çekilmek istemediklerini, kurumun faaliyetlerine dahil olup etki yaratma motivasyonu duyduklarını belirten Kılıçalp, çeşitli gönüllülük faaliyetleriyle bağışçıların bu beklentilerine mümkün olduğunca cevap verilmesi gerektiğini düşünüyor. Bağış yapılan kurumla gönül bağının bu şekilde güçlendirilmesi mümkün.

Bağışçıları yakından tanımak ve farklı bağışçı modelleri üzerinden iletişimi sürdürmek

Farklı bağışçı profilleri belirlemek,  ihtiyaçları ve bu ihtiyaca yönelik uygun iletişim stratejilerini geliştirmeniz açısından önemli. Bu noktada bugüne kadar size destek olmuş kişilerin kim olduklarını, hangi şehirlerde olduklarını, hangi aralıklarla ve hangi motivasyonla bağış yaptıklarını bilmeniz gerekiyor. Çeşitli CRM araçlarıyla sahip olduğunuz tüm veriyi işlemek ve buradan yola çıkarak hareket etmek çok daha sağlıklı ilerlemenize imkan veriyor.

Ulaşılabilirlik ve süre giden bir iletişime özen göstermek

Potansiyel bağışçıya en geç 48 saat içerisinde dönüş yapmak gerekiyor zira cevapsız bırakılan her bağışçı en az 3 potansiyel bağışçının kaybedildiği anlamına geliyor. Burada ulaşılabilir bir kurum algısı oluşturmak önemli.

Bağışçılarla sürdürülen iletişimin yalnızca bağış odaklı olmayıp kurumun genel faaliyetlerine ilişkin oluşu da yine bağı güçlendiren unsurlardan. Bağışçıları etkinliklere davet ederek, kendilerine düzenli e-bülten ya da tamamlanan projeler sonrası teşekkür mesajları göndererek iletişimi sürdürmeniz mümkün.

Geleneği ve kültürel hassasiyetleri göz ardı etmemek

Kültür ve geleneğin bağışçılık kültürüne etkisini unutmamak gerekiyor. Tek bir bağışçı modeliyle bulunduğumuz toprakların kozmopolit yapısına cevap vermek oldukça zor. Kampanya mesajlarını oluştururken hassasiyetleri gözeten o ince çizgide kalabiliyor olmak gerekiyor.

“Bağışçı olmak size ne kazandırır?” sorusunun cevabını net bir şekilde verebilmek

Sonuç olarak bağışçının bağış yapma motivasyonunu anlamak ve bağış yaparak daha iyi bir dünya hayaline ne denli katkı sunduğunu net bir şekilde ortaya koymak gerekiyor. Burada eylemlerinin sonuçsuz olmadığı duygusunu bağışçıya geçirebilmek oldukça önemli.

Etkinliğin video kaydına aşağıda ulaşabilirsiniz. Türkiye’deki bağışçılık kültürünün gelişmesine katkı sunabilmek dileğiyle…

 

Sivil toplum buluşmaları serisi kapsamındaki tüm etkinlikleri Raklet etkinlik sayfasından takip edebilir, kaydınızı yaptırabilirsiniz. Sosyal medya paylaşımlarında bulunmak isterseniz  #siviltoplum #siviltoplumbulusmaları hastaglerini kullanabilirsiniz.

Netsquared Istanbul iletişim ağına dahil olup etkinliklerimizle ilgili tüm güncel haberlere erişebilirsiniz.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

 

Çorbada Tuzun Olsun Derneği Umudu Çoğaltmaya Devam Ediyor

Netsquared Istanbul tarafından Raklet sponsorluğunda Tasarım Atölyesi Kadıköy iş birliğiyle gerçekleştirilen Sivil Toplum Buluşmaları serisinin ikincisi Çorbada Tuzun Olsun Derneği’nden Ahmet Türker ve Yasemin Uluçınar’ın katılımıyla geçtiğimiz hafta gerçekleşti.

Hem insan kaynağının (profesyoneller, gönüllüler, bağışçılar) hem de finansal kaynakların sürdürülebilirliği sivil toplum alanının en önemli sorunlarından birini oluşturuyor. Kısa zamanda çok sayıda gönüllüye ulaşan ve sürdürülebilir bir yapı olmayı başararak sokakta yaşamak zorunda kalan çok sayıda insanın hayatına dokunan Çorbada Tuzun Olsun Derneği ile bu iki alandaki sürdürebilirliği nasıl sağladıklarını konuştuk.

Çorba Önemli Ama Aslolan Diyalog

Çorbada Tuzun Olsun Derneği sokaklarda ötekileştirdiğimiz, korktuğumuz, çoğu zaman görmezden geldiğimiz insanları nasıl kazanabileceğimiz sorusundan hareketle yola çıkmış bir dernek ve amacını şu şekilde açıklıyor:

Evsizlik; madde bağımlılığı, alkol bağımlılığı, suç oranlarıyla da iç içe geçmiş çok fazla  parametresi olan bir durum. Amacımız yalnızca çorba dağıtıp bu insanların karınlarını doyurmak değil, aynı zamanda farkındalık yaratmak ve çorba dağıtırken diyalog kurmak. Çorba dağıtımı sırasında bu insanlarla iletişime geçebiliyor ve madde bağımlılığı konusunda bilgilendirip atölyelere dahil edebiliyoruz örneğin.

Sokakta yaşayan bu insanların hayatlarına dokunurken özenli davranılması gerektiğinin ve başka travmalara yol açmamak için dezavantajlı grubu tanımanın oldukça önemli olduğunun altını çiziyorlar. Bu nedenle Dernek, uzmanlarla ve bu alanda faaliyet gösteren diğer kurumlarla iş birliği halinde çalışıyor.

Gönüllülerle İlişkiler

“Sokaktaki insanları nasıl kazanabiliriz?” sorusunun yanında Dernek’in sorduğu bir diğer soru da “Gönüllüleri nasıl kazanabiliriz?”.

Çorbada Tuzun Olsun Derneği’nin çoğunlukla gençlerden oluşan bir gönüllü ağı var. Çok sayıda gönüllüye ulaşıp gönüllülük faaliyetlerinin devamlılığını sağlayabilmek birçok sivil toplum kuruluşu için sorun teşkil edebiliyor. Dernek bu alandaki başarısını öncelikli olarak tüm ideolojik çatışmaların ötesinde çok insani bir noktada faaliyet gösteriyor olmalarına bağlıyor:

Başka alanlarda çatışan kitleler burada çatışmıyor. Bu tip tartışmalara girmeyip yalnızca ortak bir amaç için bir aradalar. Gönüllülerin de karar mekanizmalarının içerisinde yer almalarına, inisiyatif kullanabilmelerine özen gösteriyoruz. Hiyerarşinin olmadığı yatay ve şeffaf bir yapılanmanın içerisinde olmaları devamlılığı sağlayan önemli bir etken. Zira sivil toplum alanındaki güvensizlik gönüllülük faaliyetlerinde de oldukça belirleyici

İnisiyatif Olarak Yola Çıkıp Dernekleşmeye Giden Yol

Çorbada Tuzun Olsun Derneği son 10 aydır dernek olarak faaliyet gösteren ve bunun öncesinde inisiyatif olarak varlığını sürdüren bir yapı. Bir inisiyatif olarak devam edebilecekken neden dernekleştiklerini şöyle açıklıyorlar:

Daha fazlasını yapabilmek için dernekleştik. Yaptıklarınızın farkına vardıklarında resmi kurumlar, kurumsal şirketler destek olmak istiyorlar ancak bunun için bizim de kurumsal bir yapıda olmamız gerekiyor. Dernekleştiğinizde artık hukuki zeminde varlık gösteriyorsunuz ve kalıcı çözümler için bu şart.

Dernek olduğunuzda insanlar, resmi makamlar, şirketler sizi çok daha fazla ciddiye alıyorlar. Dernekleştikten sonra artık çeşitli sponsorluklar yoluyla finansal kaynaklarımızın sürdürülebilirliğini sağlayabiliyoruz.

Çorbada Tuzun Olsun Derneği çözüm odaklı yaklaşımıyla yaşadığımız tüm kutuplaşmaların ötesinde umudu çoğaltmaya ve çok sayıda evsizin ve gönüllünün hayatına dokunmaya devam ediyor. Örneklerin çoğalması dileğiyle…

Sivil toplum buluşmaları serisi kapsamındaki tüm etkinlikleri Raklet etkinlik sayfasından takip edebilir, kaydınızı yaptırabilirsiniz. Sosyal medya paylaşımlarında bulunmak isterseniz  #siviltoplum #siviltoplumbulusmaları hastaglerini kullanabilirsiniz.

Netsquared Istanbul iletişim ağına dahil olup etkinliklerimizle ilgili tüm güncel haberlere erişebilirsiniz.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

Sivil Toplum Buluşmaları Serisinin İlki Renay Onur’un Katılımıyla Gerçekleşti

4 Ekim Çarşamba akşamı sivil toplum alanında faaliyet gösterenler olarak bir araya geldik ve Adım Adım ve Açık Açık Derneği kurucularından Renay Onur’un katılımıyla Türkiye’de bağışçılık ve gönüllülük kavramlarından hareketle sivil toplumun sorunları ve neler yapılabileceği üzerine tartıştık. İşte etkinliğimizden satır başları…

Netsquared İstanbul tarafından TAK işbirliğiyle Raklet sponsorluğunda düzenlenen Sivil Toplum Buluşmaları serisi her ay sivil toplum alanında faaliyet gösteren profesyonelleri, gönüllüleri, bağışçıları ve sosyal girişimcileri bir araya getirmeyi ve sivil toplum bilincinin oluşmasına katkı sunmayı hedefliyor.

Serinin ilk toplantısında bizlerle birlikte olan Renay Onur’un paylaştığı veriler bu alanda çaba sarf etmemizin ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Adım Adım ve Açık Açık Derneği’nin yola çıkış nedeni ve ne denli önemli bir amaca hizmet ettiğini de görebildiğimiz çarpıcı veriler şu şekilde:

Türkiye’de Bağışçılık

Türkiye’de kişi başına STK’ya yapılan bağış oranı on binde 7 iken bu oran ABD’de yüzde 2. CAF verilerine göre ise bağışçılık alanında diğer ülkelerle kıyaslandığında Türkiye, 136 ülke arasında sondan 3.

Türkiye’de bağışçılık alanındaki verilerin pek iç açıcı olmayışının çeşitli nedenleri var. Renay Onur’a göre empati yoksunluğu ve güven eksikliği Türkiye’de bağışta bulunma davranışının önünde engel teşkil eden önemli sorunlardan.  Açık Açık Derneği bu sorunun üstesinden gelebilmek amacıyla kişileri ve bağışçı haklarını kabul eden, şeffaf ve hesap verebilir sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren bir oluşum.

Türkiye’de Gönüllülük

Empati yoksunluğunun en önemli bir diğer göstergesi ise gönüllü faaliyetlerde bulunma oranı. Gallup tarafından yapılan araştırmada “Geçtiğimiz 1 ay içinde herhangi bir sivil toplum kuruluşunda gönüllülük yaptınız mı?” sorusundan hareketle yola çıkıldığında Türkiye’de oran %5 iken Amerika’da bu oran %50, dünya ortalaması ise %30.

Tartışmalar sırasında da vardığımız sonuç Türkiye’de gönüllülük kavramının yeniden tanımlanması gerekliliği. Gönüllülüğün  amatörlük olmadığının, bilakis profesyonelce gerçekleştirilmesi gereken bir faaliyet olduğunun altını çizen Renay Onur, kurumların da gönüllüleri hoş tutmaları gerektiğini, gönüllülüğü eğlenceli bir hâle getirerek sürekliliği sağlayabileceklerini belirtiyor.

Adım Adım’ın kısa zamanda sivil toplum kuruluşlarına yaptığı katkı da koşu gibi eğlenceli bir faaliyetle birleştirildiğinde kaynak geliştirme süreçlerinin çok daha fazla gönüllüyle çok daha etkin bir şekilde yürütülebildiğini gösteren en güzel örneklerden. Bugün  27.000’in üzerinde koşucusu ve 200.000’in üzerinde bağışçısıyla topladığı 23.000.000 TL’yi aşan bağış tutarıyla Adım Adım oluşumu sivil toplum kuruluşlarına destek sunmaya devam ediyor.

Sivil Toplum Buluşmaları serisi bu kavramlar etrafında bir araya gelerek tartışmayı, Türkiye’de sivil toplum bilincinin oluşmasına katkı sunabilmeyi hedefliyor. 1 Kasım 2017 akşamı gerçekleşecek bir sonraki etkinliğimizde Çorbada Tuzun Olsun Derneği bizlerle birlikte olacak.

Etkinlik kaydınızı şimdiden yapabilirsiniz.

Sizleri de aramızda görmek dileğiyle…

 

Sivil Toplum Buluşmaları Serisi Başladı!

Netsquared İstanbul tarafından Tasarım Atölyesi Kadıköy işbirliği ve Raklet sponsorluğunda düzenlenen Sivil Toplum Buluşmaları Serisi başladı!

Bildiğiniz gibi Raklet olarak sizlerle  genellikle online mecralarda bir araya geliyor, kurumunuzun etki alanını genişletebilmesi için hangi teknolojik çözümlerden faydalanabileceğiniz üzerine fikir alışverişinde bulunuyoruz.

Bu online iletişimi bir adım öteye taşıyıp  ayda bir kez bir araya gelerek çeşitli konu ve konuşmacılarla Türkiye’de sivil toplumun sorunları üzerine tartışmanın, çözüm yollarını birlikte aramanın çokça önemli ve zihin açıcı olduğuna inanıyoruz. Netsquared Istanbul tarafından Tasarım Atölyesi Kadıköy işbirliğiyle düzenlenen ve Raklet olarak sponsorluğunu üstlendiğimiz Sivil Toplum Buluşmaları serisi tam da bu amaca hizmet ediyor.

Netsquared sivil toplum kuruluşlarına globalde yazılım bağışı yapan Techsoup inisiyatifiyle başlatılmış bir proje. Dünyanın değişik şehirlerinde gerçekleşen aylık etkinlikler aracılığıyla sosyal değişim ve sosyal teknolojilerin bu değişime olan olumlu etkisi ile ilgilenenlerin bir araya gelebilmesi amaçlanıyor. İsteyen herkes kendi inisiyatifiyle etkinlikleri organize edip bu oluşumun kendi şehirlerine yayılmasını da sağlayabiliyor.

Netsquared Istanbul ekibi Ekim ayında başlayacak olan Sivil Toplum Buluşmaları serisiyle sivil toplum alanında faaliyet gösteren profesyoneller, gönüllüler, bağışçılar ve sosyal girişimcilerle bir araya gelmeyi, sosyal teknolojilerin işleyişe nasıl dahil edebilecegi ve STK’ların etki alanlarını nasıl genişletebilecekleri üzerine kafa yormayı amaçlıyor.

Sivil toplum buluşmaları serisi kapsamındaki tüm etkinlikleri Raklet etkinlik sayfasından takip edebilir, kaydınızı yaptırabilirsiniz. Sosyal medya paylaşımlarında bulunmak isterseniz  #siviltoplum #siviltoplumbulusmaları hastaglerini kullanabilirsiniz.

Sizleri de aramızda görmek dileğiyle…

 

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!