Raklet Avrupa’nın En Büyük Sivil Toplum Teknoloji Konferansına Konuşmacı olarak Davet Edildi!

Raklet, sosyal faydaya yönelik teknolojiler alanında Polonya’nın en büyük festivali olan The Sektor 3.0 ’te yerini aldı!

Yeni teknolojiler birçok alanda olduğu gibi sosyal faydaya yönelik çalışmaların da dinamiklerini değiştiriyor. Yeni teknolojiler sayesinde sivil toplum alanında faaliyet gösteren kurumlar projelerini çok daha kolaylıkla hayata geçirip etki alanlarını genişletebiliyorlar.

Yola çıktığı günden beri öncelikli olarak sosyal fayda sağlamayı amaçlayan Raklet, Polonya’nın bu alanda düzenlenen en büyük festivali olan Sektor 3.0 ’te yerini aldı. Sivil toplum aktörlerinin işleyişlerine dahil edebilecekleri teknolojik gelişmelere dair bilgi sahibi olmaları amacıyla 2011 yılından bu yana her yıl düzenlenen ve bu yıl 13 farklı ülkeden 800’ün üzerinde katılımcıya ev sahipliği yapan Festival’de,  Raklet’i sivil toplum temsilcilerine sunma imkanı bulduk.

Peki Raklet kurumunuzun işleyişini nasıl katkı sunabilir? İşte sunumumuzdan öne çıkan başlıklar:

  • Kurumunuzun iletişim halinde olduğu tüm kişi verilerini (üyeleriniz, bağışçılarınız, gönüllüleriniz, sponsorlarınız…) tek bir platformda tutabilir, seçtiğiniz kritierlere göre kişilerinizi kolayca gruplandırabilirsiniz.  
  • Sistem üzerinden toplu ya da bireysel, e-posta ya da sms gönderebilir, gönderilerinizin kimlere ulaşıp ulaşmadığını raporlayabilirsiniz.  
  • Aidat ve bağış ödemelerini hem bilgisayar hem de mobil cihazlardan tek tıkla kolayca toplayabilir, otomatik ödeme talimatı alabilir, başarısız ödemelerin takibini Raklet’e bırakabilirsiniz.
  • Etkinlikler oluşturup platform üzerinden üyelere özel indirimli bilet satışları gerçekleştirebilir, sistem üzerinden oluşturduğunuz bağış kampanyalarına dair güncellemeleri topluluğunuzla kolayca paylaşabilirsiniz.
  • Topluluğunuza özel sosyal uygulaması ile iletişimde olduğunuz kişiler arasındaki bağların güçlenmesine ve iş birliği olanaklarının ortaya çıkmasına öncülük edebilirsiniz.

Sivil toplum kuruluşlarının teknolojik anlamda daha donanımlı hâle gelmelerini ve böylece etki alanlarını genişletebilmelerini önemsiyoruz. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz Raklet’i ücretsiz olarak hemen deneyebilirsiniz.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

 

Kaynak Geliştirme Sürecinde Başarılı Kampanya Yönetimi

Sivil Toplum Buluşmaları serisinin Mart ayı konuğu bugüne dek çok sayıda başarılı kampanyaya imza atan Tohum Otizm Vakfı‘ydı. Vakfın Kaynak Geliştirme ve Kurumsal İletişim Direktörü İrem Yılgaz ile kaynak geliştirme sürecinde kampanyanın önemini ve kampanya yönetiminde dikkat edilmesi gerekenleri konuştuk.

Otizmin bir engel ya da bir hastalık değil, gelişimsel bir farklılık olduğunu vurgulayan Yılgaz, erken tanı ve eğitimle her otizmli çocuğun yeniden doğabileceğinin altını çiziyor ve vakfın kurulduğu 2003 yılından bu yana izledikleri stratejileri, yürüttükleri projeleri ve bu projelerin etki değerlendirmesini nasıl yaptıklarını anlatıyor.

Yılgaz’ın aktardığı verilere göre Vakfın kurulduğu tarihte dünyada her 170 çocuktan biri otizmliyken 2015 yılında her 68 bebekten biri otizm riskiyle dünyaya geliyor. Türkiye’deyse 0-18 yaş arası otizmli çocukların sayısı 352.000.

Yılgaz sivil toplum alanında faaliyet gösteren kurumların ihtiyaçlarını farkındalık, ayni destek, insan kaynağı, fonlar ve her daim finansal kaynak olarak sıralıyor ve yürütülen başarılı kampanyaların sonucunda doğrudan nakdi kaynak elde edilemese de artan farkındalığın uzun vadede bu yönde bir etkisi olacağını belirtiyor.

Kamuoyunda bu farkındalığı oluşturmak adına Vakıf, 2005-2014 yılları arasında broşürler, otobüs arkası reklamlar, billboardlar ile sokakta yürüttüğü çalışmalar, ünlülerle yürüttüğü kampanyalar ve basında, haber bültenlerinde yer alan otizmli bir çocuğun ağzından otizm videosu sonucunda ulaştıkları farkındalık seviyesini ölçme kararı alıyor.

2014 yılında yapılan araştırma sonucunda kamuoyunda otizmi duyanların oranının %29 ve otizmin bir gelişimsel bozukluk olduğunu bilenlerin oranının ise bu kişilerin yalnızca %8’i olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Vakfın sonrasında geliştirdiği stratejiler ise bu araştırmanın bulguları ışığında belirleniyor.

Geleneksel Medyanın Gücü

Araştırma sonucunda farkındalık için en güçlü aracın yine televizyon ve gazete olduğu ortaya çıkıyor ve Vakıf kamu spotlarıyla geleneksel medyada daha görünür hale gelerek 2017 yılında bu oranı %29’dan %58’e çıkarmayı başarıyor.

Sosyal Medyanın Etkisi

Geleneksel medyanın yanında yeni medyanın da gittikçe artan gücünün farkında olarak 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nden bir gün önce, 1 Nisan 2017’de “Bu bir şaka değil” sloganıyla ekşi sözlükte yürüttükleri kampanya kısa sürede sosyal medyada yayılarak oldukça ses getiriyor .

Tohum Otizm Vakfı, yürüttüğü çok sayıda yaratıcı kampanya ile farkındalık oluşturmaya yönelik stratejilerini belirlerken etki değerlendirme süreçlerinin ne denli önemli olduğunu tekrar görmemize olanak sağlıyor. İzlediğiniz stratejilerin sonuçlarını değerlendirmek ve bu sonuçlar ışığında yepyeni stratejiler belirlemek etki alanınızı geliştirmenize imkan veriyor. 

Etkinliğin video kaydına aşağıda ulaşabilirsiniz.

Sivil toplum buluşmaları serisi kapsamındaki tüm etkinlikleri Raklet etkinlik sayfasından takip edebilir, kaydınızı yaptırabilirsiniz. Sosyal medya paylaşımlarında bulunmak isterseniz  #siviltoplum #siviltoplumbulusmaları hastaglerini kullanabilirsiniz.

Netsquared Istanbul iletişim ağına dahil olup etkinliklerimizle ilgili tüm güncel haberlere erişebilirsiniz.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

 

Dünya Şirket Bağışçılığı Gününüz Kutlu Olsun!

Sosyal sorunların çözümünde aktif rol oynayan, çalışanları ile gönüllülük programı oluşturan, sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapan, onlara hibe desteği sunan şirketler, ve bu şekilde olumlu bir sosyal, ekonomik ve çevresel etki yaratmaya çalışan şirketler… Dünya Şirket Bağışçılığı Gününüz kutlu olsun!

Henüz bu tür adımlar atmamış şirketler de yakına gelsin, onlar için geç değil. Çünkü bugün, yani Şubat ayının son pazartesisi, dünyanın dört bir köşesinde Dünya Şirket Bağışçılığı Gününü (International Corporate Philanthropy Day) sizi şirket bağışçılığını keşfetmeye davet ediyor.

Bugün neler mi yapılıyor? Şirketler dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için neler yaptıklarını anlatıyorlar; geçtiğimiz yıl kaç saat gönüllülük yaptıklarını, kaç çalışanın gönüllük programına katıldığını, ne kadar hibe desteği verdiklerini, kaç kuruluşu desteklediklerini, nasıl sonuçlar ortaya koyduklarını söylüyorlar; yeni destek programlarının duyurusunu yapıyorlar; hibe hedeflerini paylaşıyorlar; çalışanlarını yaptıkları bağış ve gönüllülük faaliyetleri için ödüllendiriyorlar. Bugün başarıları kutlama ve takdir etme günü olduğu kadar, şirketlerin sosyal yatırımcılarının yaratmış olduğu faydalar hakkında farkındalık uyandırma ve diğer şirketlere ilham verme amacı da taşıyor. Dolayısıyla sosyal yatırımlarınız hakkında bol bol konuşmamız ve mesaj vermemiz gereken bir gün.

Peki siz bugünden itibaren şirket olarak daha etkili bir bağışçı/sosyal yatırımcı olmak için neler yapabilirsiniz? İşte size 10 öneri.

  1. Şirketinizin içindeki ve dışındaki paydaşlarınızın sizden beklentilerinin ve ihtiyaçlarının farkına varın. Özellikle genç nesil şirketin sosyal değişimdeki yeri ve şirketin toplum üzerindeki olumlu etkisini önemsiyor ve gerek çalışan olarak gerek tüketici olarak şirkete olan mesafesini veya bağlılığını buna göre kuruyor.
  2. Yaptığınız sosyal katkıları masraf kalemi değil, geleceğe yatırım olarak görün.
  3. Sosyal ve çevresel problemler dış dünyaya ait, sizden kopuk faktörler olmadığını, dolayısıyla bunlar çözülmediğinde sizin de iş hedeflerinizin başarısını ve şirketinizin sürdürülebilirliğinin  etkilenebileceğini unutmayın.
  4. Şirketlerin var oluş amacı paydaşlarınıza daha fazla kazandırmaksa, bunun yolunun toplumun gelişimine daha fazla yatırım yapmaktan geçtiğini hatırlayın.
  5. Henüz yapmadıysanız mutlaka bir sivil toplum kuruluşuyla eşleşin, onların uzmanlıklarından yararlanın ve birlikte fark yaratan çalışmalar gerçekleştirmeye başlayın.
  6. Çalışanlarınızın sahada, sivil toplum kuruluşu partneriniz ile omuz omuza çalışabilmesi için fırsatlar yaratın.
  7. Sivil toplum kuruluşlarının belli alanlarda kapasite ihtiyaçlarını karşılamak için çalışanlarınızın pro-bono destek vermeye / uzmanlık transferi yapmaya teşvik edin.
  8. Diğer şirketlerle biraraya gelin, neyi nasıl yaptığınızı konuşun, başarılı uygulamaları paylaşın, zorlandığınız noktaları birlikte değerlendirin ve birlikte çözüm bulmaya çalışın.
  9. Alandaki fikir liderleri ile bağlantı kurun, sosyal yatırımın kurumsal dünyadaki önemi hakkında farkındalık oluşturun.
  10. Şirketinizin sosyal yatırım programlarının etkisini ölçün ve sadece raporlama amacıyla değil aynı zamanda ilham vermek için bu sonuçları paylaşın.  

Türkiye’de son on yılda şirketlerin sosyal alanda oynadıkları rol ve sivil toplum kuruluşları ile yaptıkları işbirlikleri büyük bir gelişme gösterdi. Gerek yöneticiler gerekse çalışanlar projelerde yer aldıkça ve projeleri destekledikçe yaptıkları işin önemine inandılar, hem kendi hayatlarına anlam kattılar, hem sosyal değişime olumlu katkılarda bulundular. Şartların, ihtiyaçların ve beklentilerin çok hızlı değiştiği günümüzde planlama yapmak zor. Ama uzmanlıklarımızı ve farklı bakış açılarımızı biraraya getirdiğimizde herkes için anlamlı ve fayda yaratan yol haritaları çıkartmamız mümkün. Biz Toplum Gönüllüleri Vakfı olarak şirketlerle daha sık biraraya gelmek, özellikle gençlere yönelik sosyal yatırım programlarınızın etkisini arttırmanıza yardımcı olmak, saha izlenimlerimizi sizinle paylaşmak ve sizi gençlerle buluşturmak istiyoruz. Bunun bir parçası olarak Mayıs ayında bir toplantı dizisi başlatacağız. Siz de bu önemli diyalogun parçası olmak istiyorsanız bizimle bağlantıya geçin.

Derya Kılıçalp

Toplum Gönüllüleri Vakfı/ Kaynak Geliştirme ve Kurumsal İletişim Yöneticisi

İletişim: derya.kilicalp@tog.org.tr

 

Pikan Ajans’tan Erkan Demir ile Sürdürülebilir Düzenli Bireysel Bağış Kampanyalarını Konuştuk: Neden ve Nasıl?

Sivil Toplum alanında faaliyet gösteren aktörleri her ay bir araya getirmeyi ve iyi örnekleri çoğaltmayı hedefleyen Sivil Toplum Buluşmaları serisinin Şubat ayı konuğu Pikan Ajans’tan Erkan Demir, konumuz sürdürülebilir düzenli bireysel bağış kampanyalarıydı.

Bugüne dek çalışmalarıyla çok sayıda sivil toplum kuruluşunun iletişim ve kaynak geliştirme sürecine katkı sunan Pikan Ajans, kurucularının sivil toplum alanında çalıştıkları dönemde sürekli olarak karşılaştıkları sorunlardan hareketle yola çıkıyor. Yerel kurumların kendi içlerinde çözemedikleri bu sıkıntıları, kendileriyle aynı dili konuşan bir ajans aracılığıyla çözmelerini amaçlıyor.

Pikan Ajans’ın kurucularından Erkan Demir ile bu alandaki tecrübelerinden yola çıkarak sürdürülebilir bireysel bağış programlarının önemini ve bu programları yürütürken nelere dikkat edilmesi gerektiğini konuştuk.

Neden sürdürülebilir bireysel bağış programları?

Sürdürülebilir düzenli bireysel destek programları hangi destekçinizden ne kadar bağış geleceğini önceden bilmenize ve önünüzü görerek çok daha gerçekçi projeler geliştirmenize imkan verir.

Demir’e göre düzenli bireysel destek programları sadece maddi kaynak sağlama amacı gütmez. Sorunların çözümü ile ilgili olarak görünür olmanızı sağlar. Asıl mesele, projelerinizi gerçekleştirmenizi sağlayacak destekçi sayısına ulaşmanın yanında bir kitle, bir kamuoyu oluşturabilmektir. Bu kitleyi oluşturduktan sonra kurum olarak çözüm üretmeye çalıştığınız alanın temsilcisi haline gelebilirsiniz.

Başka bir ifadeyle kaynak geliştirme temel bir iletişim yöntemidir ve etkileri çok farklı olabilir. Yürüttüğünüz kampanya neticesinde kişiler size doğrudan maddi destek sunmamış olsalar bile sizi sosyal medyadan takip edebilir ya da çalışmalarınızda bizzat yer alabilirler. 

Demir, tam da bu nedenle iletişim ve kaynak geliştirmenin birbirinden ayrılamayacağının altını çiziyor: “Kamuoyu oluşturabilmek için bir hikayeye ihtiyacınız vardır ve bu hikayeyi de kampanya aracılığıyla insanlara ulaştırırsınız. Kampanyadan yola çıkar; kurum olarak amacınızı, ne için çaba sarf ettiğinizi insanlara net bir şekilde aktarırsınız.”

Nelere dikkat etmek gerekiyor?

  • Öncelikle kurum olarak hangi meseleye çözüm sunmak istiyorsunuz, bunun net olması ve çözüme dair bir projeyle insanların karşısına çıkmanız gerekiyor.
  • Sorma cesareti göstermek çok önemli. Destek istemek aynı zamanda kurumunuzun amacını da net bir şekilde anlatma fırsatı. Bu nedenle “hayır” cevabı önemli değil, önemli olan döngüyü nasıl kurduğunuz. İlk aşamada yalnızca sosyal medyada çalışmalarınızı takip eden bir kişi, bir sonraki yıl size destek olmaya karar verebilir.
  • Kurumsal destekçilerle kıyaslandığında bireysel destekçilerle şeffaf bir iletişim kurmak biraz daha zahmetli olabiliyor. Birkaç kişi yerine oldukça geniş bir kitleye hesap verebiliyor olmanız gerekiyor. Bu nedenle kampanya süresince kimlerle iş birliği halinde olacağınız, ne kadar süreyle kampayayı yürüteceğiniz, çıktıları hangi kanallardan nasıl paylaşacağınız sorularının cevabını önceden düşünmek, planlamak gerekiyor.
  • Açık olmak, şeffaf olmak ve talep etmek tüm bu iletişim ve kaynak geliştirme sürecinin temeli. Düzenli aralıklarla çalışmaları raporlamak ve destekçilerle paylaşmak güven kazanmanız ve desteğin sürdürülebilirliği açısından elzem.
  • Kampanyanızı yürütürken “Nasıl bir kültürün içindeyiz ve stratejimiz ne olmalı?” sorusunu sürekli olarak sormak ve gerektiğinde güncellemeye gitmek gerekiyor. 

Etkinliğin video kaydına aşağıda ulaşabilirsiniz.

 

 

Sivil toplum buluşmaları serisi kapsamındaki tüm etkinlikleri Raklet etkinlik sayfasından takip edebilir, kaydınızı yaptırabilirsiniz. Sosyal medya paylaşımlarında bulunmak isterseniz  #siviltoplum #siviltoplumbulusmaları hastaglerini kullanabilirsiniz.

Netsquared Istanbul iletişim ağına dahil olup etkinliklerimizle ilgili tüm güncel haberlere erişebilirsiniz.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

STK’lar İçin İletişim Çalışmaları Atölyesi Sosyal Kuluçka Merkezi’nde Gerçekleşti

Bilgi Üniversitesi Sosyal Kuluçka Merkezi’nin sivil toplum kuruluşlarına yönelik olarak düzenlediği atölyeler STK’ların etki alanlarını genişletebilmeleri için onlara yol göstermeye devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta  Aysun Koçaner’in katımıyla gerçekleştirilen  STK’lar için İletişim Çalışmaları Atölyesi’nde STK’larda iletişimin önemi, paydaşlarla ve medyayla olan ilişkilerde dikkat edilmesi gerekenler konuşuldu.

İstanbul Kültür Üniversitesi’nde “Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve Uygulamaları” dersini veren Aysun Koçaner’in çarpıcı örnekler verdiği atölyeden satır başları şu şekilde:

Kurumsal itibar için görünürlük

Daha önce Sivil Toplum Buluşmaları Serisi kapsamında konuşmacı kurumlarımızın da ifade ettiği gibi sivil toplum kuruluşlarına güven duymama hem bağışçılık hem de gönüllülük faaliyetlerinde oldukça belirleyici. Koçaner, bu güven sorununun üstesinden gelebilecek olan kurumsal itibarı oluşturmanın önemli yollarından birinin kamuoyu önündeki görünürlülükle sağlanabileceğini, bu nedenle de uygun bir iletişim stratejisi geliştirmenin çokça önemli olduğunun altını çiziyor.

İletişim stratejisi nedir?

İletişim stratejisinin doğru mesajın doğru yerde ve doğru araçla, doğru dozda ve doğru zamanda iletilmesi olduğunu söyleyen Koçaner, iletişim stratejisi belirlemeden önce kurumların izlemesi gereken adımları şu şekilde özetliyor.

  • Kurumun hedeflerini, misyon ve vizyonunu belirlemesi
  • Sosyal paydaşların ve öncelikli hedef kitlelerinin belirlenmesi
  • Kurumun güçlü ve zayıf yönlerini, fırsat ve tehditleri içeren durum analizinin yapılması
  • İletişim hedeflerinin belirlenmesi

Sosyal Paydaşlarla İlişkiler

Sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerini sürdürürken iletişim halinde oldukları birbirinden farklı aktörler ve bu aktörlerin her biriyle kurulan iletişimde dikkat edilmesi gereken noktalar bulunuyor. Paydaşlarla kurulan güçlü bir iletişim kurumun başarısında oldukça belirleyici.

Kamuoyu, kurumun faaliyetlerinden etkilenen kitle, benzer alanda faaliyet gösteren diğer STK’lar, finansal çevreler, akademik çevreler, kanaat önderleri, ilgili yönetim birimleri ve medyayı bu sosyal paydaşlara örnek olarak gösterebilmek mümkün.

İletişim Stratejisi için Gereken Alt Yapı Çalışmaları

Kurumların iletişim stratejilerini hayata geçirirken teknik açıdan da ellerini güçlendirmeleri önemli. Koçaner’e göre farklı sosyal paydaşlarla iletişim kurarken kullanılacak mesajın ve görsellerin belirlenmesi, kurumun faaliyet alanına dair istatistiki veriler ve araştırma sonuçlarının bir araya getirilmesi, web sitesi tasarımı ve sosyal medya hesaplarının açılması, medya sözcülerinin belirlenmesi ve gerekli medya eğitimlerinin verilmesi bu adımlardan birkaçını oluşturuyor.

Medyayla İlişkiler

Tahmin edileceği üzere görünürlülüğü sağlamanın en önemli araçlardan biri medya. Medyayla kurulan ilişkilerde kullanılan dilin sadeliği, fazla akademik bir dilin kullanılmaması oldukça önemli. İstatistiklerin yanında insan hikayelerine yer vermek de hem medyayla kurulan iletişimde hem de medya aracılığıyla başka kitlelere ulaşırken etkiyi artıran unsurlardan.

Yine yerel basının gücünü hafife almamak ve projeler kapsamında medyayı ara dönemlerde bilgilendirmek medya ile süregiden sağlıklı bir iletişim için oldukça önemli.

Bilgi Üniversitesi Sosyal Kuluçka Merkezi’nin tüm etkinliklerini web sitelerinden takip edebilmeniz ve kurumuzun ihtiyaç duyduğu atölyelere kaydınızı yaptırmanız mümkün. 

Çorbada Tuzun Olsun Derneği Umudu Çoğaltmaya Devam Ediyor

Netsquared Istanbul tarafından Raklet sponsorluğunda Tasarım Atölyesi Kadıköy iş birliğiyle gerçekleştirilen Sivil Toplum Buluşmaları serisinin ikincisi Çorbada Tuzun Olsun Derneği’nden Ahmet Türker ve Yasemin Uluçınar’ın katılımıyla geçtiğimiz hafta gerçekleşti.

Hem insan kaynağının (profesyoneller, gönüllüler, bağışçılar) hem de finansal kaynakların sürdürülebilirliği sivil toplum alanının en önemli sorunlarından birini oluşturuyor. Kısa zamanda çok sayıda gönüllüye ulaşan ve sürdürülebilir bir yapı olmayı başararak sokakta yaşamak zorunda kalan çok sayıda insanın hayatına dokunan Çorbada Tuzun Olsun Derneği ile bu iki alandaki sürdürebilirliği nasıl sağladıklarını konuştuk.

Çorba Önemli Ama Aslolan Diyalog

Çorbada Tuzun Olsun Derneği sokaklarda ötekileştirdiğimiz, korktuğumuz, çoğu zaman görmezden geldiğimiz insanları nasıl kazanabileceğimiz sorusundan hareketle yola çıkmış bir dernek ve amacını şu şekilde açıklıyor:

Evsizlik; madde bağımlılığı, alkol bağımlılığı, suç oranlarıyla da iç içe geçmiş çok fazla  parametresi olan bir durum. Amacımız yalnızca çorba dağıtıp bu insanların karınlarını doyurmak değil, aynı zamanda farkındalık yaratmak ve çorba dağıtırken diyalog kurmak. Çorba dağıtımı sırasında bu insanlarla iletişime geçebiliyor ve madde bağımlılığı konusunda bilgilendirip atölyelere dahil edebiliyoruz örneğin.

Sokakta yaşayan bu insanların hayatlarına dokunurken özenli davranılması gerektiğinin ve başka travmalara yol açmamak için dezavantajlı grubu tanımanın oldukça önemli olduğunun altını çiziyorlar. Bu nedenle Dernek, uzmanlarla ve bu alanda faaliyet gösteren diğer kurumlarla iş birliği halinde çalışıyor.

Gönüllülerle İlişkiler

“Sokaktaki insanları nasıl kazanabiliriz?” sorusunun yanında Dernek’in sorduğu bir diğer soru da “Gönüllüleri nasıl kazanabiliriz?”.

Çorbada Tuzun Olsun Derneği’nin çoğunlukla gençlerden oluşan bir gönüllü ağı var. Çok sayıda gönüllüye ulaşıp gönüllülük faaliyetlerinin devamlılığını sağlayabilmek birçok sivil toplum kuruluşu için sorun teşkil edebiliyor. Dernek bu alandaki başarısını öncelikli olarak tüm ideolojik çatışmaların ötesinde çok insani bir noktada faaliyet gösteriyor olmalarına bağlıyor:

Başka alanlarda çatışan kitleler burada çatışmıyor. Bu tip tartışmalara girmeyip yalnızca ortak bir amaç için bir aradalar. Gönüllülerin de karar mekanizmalarının içerisinde yer almalarına, inisiyatif kullanabilmelerine özen gösteriyoruz. Hiyerarşinin olmadığı yatay ve şeffaf bir yapılanmanın içerisinde olmaları devamlılığı sağlayan önemli bir etken. Zira sivil toplum alanındaki güvensizlik gönüllülük faaliyetlerinde de oldukça belirleyici

İnisiyatif Olarak Yola Çıkıp Dernekleşmeye Giden Yol

Çorbada Tuzun Olsun Derneği son 10 aydır dernek olarak faaliyet gösteren ve bunun öncesinde inisiyatif olarak varlığını sürdüren bir yapı. Bir inisiyatif olarak devam edebilecekken neden dernekleştiklerini şöyle açıklıyorlar:

Daha fazlasını yapabilmek için dernekleştik. Yaptıklarınızın farkına vardıklarında resmi kurumlar, kurumsal şirketler destek olmak istiyorlar ancak bunun için bizim de kurumsal bir yapıda olmamız gerekiyor. Dernekleştiğinizde artık hukuki zeminde varlık gösteriyorsunuz ve kalıcı çözümler için bu şart.

Dernek olduğunuzda insanlar, resmi makamlar, şirketler sizi çok daha fazla ciddiye alıyorlar. Dernekleştikten sonra artık çeşitli sponsorluklar yoluyla finansal kaynaklarımızın sürdürülebilirliğini sağlayabiliyoruz.

Çorbada Tuzun Olsun Derneği çözüm odaklı yaklaşımıyla yaşadığımız tüm kutuplaşmaların ötesinde umudu çoğaltmaya ve çok sayıda evsizin ve gönüllünün hayatına dokunmaya devam ediyor. Örneklerin çoğalması dileğiyle…

Sivil toplum buluşmaları serisi kapsamındaki tüm etkinlikleri Raklet etkinlik sayfasından takip edebilir, kaydınızı yaptırabilirsiniz. Sosyal medya paylaşımlarında bulunmak isterseniz  #siviltoplum #siviltoplumbulusmaları hastaglerini kullanabilirsiniz.

Netsquared Istanbul iletişim ağına dahil olup etkinliklerimizle ilgili tüm güncel haberlere erişebilirsiniz.

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

Raklet Techsoup Türkiye’de!

Sivil Toplum Kuruluşlarının ihtiyaç duydukları yazılımlar bazen bütçelerini aşabiliyor. İş yüklerini azaltıp etki alanlarını genişletebilecekleri güvenilir çözümlerden bu nedenle mahrum kalabiliyorlar. Siz de bu kurumlardansanız size güzel bir haberimiz var.

Techsoup,  sivil toplum örgütleri için yürüttüğü yazılım bağışı programıyla kâr amacı gütmeyen kuruluşların teknolojiye erişimlerini desteklemeyi hedefleyen bir kuruluş. Yazılım bağışçısı firmalar ve çözüm arayışındaki kurumları bir araya getirmeyi amaçlıyor.

TechSoup Türkiye Bağış Programı ise Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’nin (STGM) TechSoup ile ortaklığı kapsamında hayata geçirilmiş bir program. Techsoup Türkiye’ye üye olan sivil toplum kuruluşları yine Techsoup Türkiye  bünyesindeki yazılımlardan indirimli olarak hizmet alma imkanına sahip.

Ve güzel haber: Raklet de artık Techsoup Türkiye yazılım bağışçıları arasında!

Türkiye’de kayıtlı bulunan ve programa uygunluk kriterlerini karşılayan tüm sivil toplum kuruluşları her bağış karşılığında Techsoup Türkiye’ye cüzi bir idari ücret ödeyerek ürüne göre değişen indirim olanağından faydalanabiliyorlar. Techsoup Türkiye’ye üye olarak Raklet’i %50 indirimle kullanmanız mümkün.

Ayrıntılı bilgi için Techsoup Türkiye sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

 

Sivil Toplum Buluşmaları Serisinin İlki Renay Onur’un Katılımıyla Gerçekleşti

4 Ekim Çarşamba akşamı sivil toplum alanında faaliyet gösterenler olarak bir araya geldik ve Adım Adım ve Açık Açık Derneği kurucularından Renay Onur’un katılımıyla Türkiye’de bağışçılık ve gönüllülük kavramlarından hareketle sivil toplumun sorunları ve neler yapılabileceği üzerine tartıştık. İşte etkinliğimizden satır başları…

Netsquared İstanbul tarafından TAK işbirliğiyle Raklet sponsorluğunda düzenlenen Sivil Toplum Buluşmaları serisi her ay sivil toplum alanında faaliyet gösteren profesyonelleri, gönüllüleri, bağışçıları ve sosyal girişimcileri bir araya getirmeyi ve sivil toplum bilincinin oluşmasına katkı sunmayı hedefliyor.

Serinin ilk toplantısında bizlerle birlikte olan Renay Onur’un paylaştığı veriler bu alanda çaba sarf etmemizin ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Adım Adım ve Açık Açık Derneği’nin yola çıkış nedeni ve ne denli önemli bir amaca hizmet ettiğini de görebildiğimiz çarpıcı veriler şu şekilde:

Türkiye’de Bağışçılık

Türkiye’de kişi başına STK’ya yapılan bağış oranı on binde 7 iken bu oran ABD’de yüzde 2. CAF verilerine göre ise bağışçılık alanında diğer ülkelerle kıyaslandığında Türkiye, 136 ülke arasında sondan 3.

Türkiye’de bağışçılık alanındaki verilerin pek iç açıcı olmayışının çeşitli nedenleri var. Renay Onur’a göre empati yoksunluğu ve güven eksikliği Türkiye’de bağışta bulunma davranışının önünde engel teşkil eden önemli sorunlardan.  Açık Açık Derneği bu sorunun üstesinden gelebilmek amacıyla kişileri ve bağışçı haklarını kabul eden, şeffaf ve hesap verebilir sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren bir oluşum.

Türkiye’de Gönüllülük

Empati yoksunluğunun en önemli bir diğer göstergesi ise gönüllü faaliyetlerde bulunma oranı. Gallup tarafından yapılan araştırmada “Geçtiğimiz 1 ay içinde herhangi bir sivil toplum kuruluşunda gönüllülük yaptınız mı?” sorusundan hareketle yola çıkıldığında Türkiye’de oran %5 iken Amerika’da bu oran %50, dünya ortalaması ise %30.

Tartışmalar sırasında da vardığımız sonuç Türkiye’de gönüllülük kavramının yeniden tanımlanması gerekliliği. Gönüllülüğün  amatörlük olmadığının, bilakis profesyonelce gerçekleştirilmesi gereken bir faaliyet olduğunun altını çizen Renay Onur, kurumların da gönüllüleri hoş tutmaları gerektiğini, gönüllülüğü eğlenceli bir hâle getirerek sürekliliği sağlayabileceklerini belirtiyor.

Adım Adım’ın kısa zamanda sivil toplum kuruluşlarına yaptığı katkı da koşu gibi eğlenceli bir faaliyetle birleştirildiğinde kaynak geliştirme süreçlerinin çok daha fazla gönüllüyle çok daha etkin bir şekilde yürütülebildiğini gösteren en güzel örneklerden. Bugün  27.000’in üzerinde koşucusu ve 200.000’in üzerinde bağışçısıyla topladığı 23.000.000 TL’yi aşan bağış tutarıyla Adım Adım oluşumu sivil toplum kuruluşlarına destek sunmaya devam ediyor.

Sivil Toplum Buluşmaları serisi bu kavramlar etrafında bir araya gelerek tartışmayı, Türkiye’de sivil toplum bilincinin oluşmasına katkı sunabilmeyi hedefliyor. 1 Kasım 2017 akşamı gerçekleşecek bir sonraki etkinliğimizde Çorbada Tuzun Olsun Derneği bizlerle birlikte olacak.

Etkinlik kaydınızı şimdiden yapabilirsiniz.

Sizleri de aramızda görmek dileğiyle…

 

Sivil Toplum Buluşmaları Serisi Başladı!

Netsquared İstanbul tarafından Tasarım Atölyesi Kadıköy işbirliği ve Raklet sponsorluğunda düzenlenen Sivil Toplum Buluşmaları Serisi başladı!

Bildiğiniz gibi Raklet olarak sizlerle  genellikle online mecralarda bir araya geliyor, kurumunuzun etki alanını genişletebilmesi için hangi teknolojik çözümlerden faydalanabileceğiniz üzerine fikir alışverişinde bulunuyoruz.

Bu online iletişimi bir adım öteye taşıyıp  ayda bir kez bir araya gelerek çeşitli konu ve konuşmacılarla Türkiye’de sivil toplumun sorunları üzerine tartışmanın, çözüm yollarını birlikte aramanın çokça önemli ve zihin açıcı olduğuna inanıyoruz. Netsquared Istanbul tarafından Tasarım Atölyesi Kadıköy işbirliğiyle düzenlenen ve Raklet olarak sponsorluğunu üstlendiğimiz Sivil Toplum Buluşmaları serisi tam da bu amaca hizmet ediyor.

Netsquared sivil toplum kuruluşlarına globalde yazılım bağışı yapan Techsoup inisiyatifiyle başlatılmış bir proje. Dünyanın değişik şehirlerinde gerçekleşen aylık etkinlikler aracılığıyla sosyal değişim ve sosyal teknolojilerin bu değişime olan olumlu etkisi ile ilgilenenlerin bir araya gelebilmesi amaçlanıyor. İsteyen herkes kendi inisiyatifiyle etkinlikleri organize edip bu oluşumun kendi şehirlerine yayılmasını da sağlayabiliyor.

Netsquared Istanbul ekibi Ekim ayında başlayacak olan Sivil Toplum Buluşmaları serisiyle sivil toplum alanında faaliyet gösteren profesyoneller, gönüllüler, bağışçılar ve sosyal girişimcilerle bir araya gelmeyi, sosyal teknolojilerin işleyişe nasıl dahil edebilecegi ve STK’ların etki alanlarını nasıl genişletebilecekleri üzerine kafa yormayı amaçlıyor.

Sivil toplum buluşmaları serisi kapsamındaki tüm etkinlikleri Raklet etkinlik sayfasından takip edebilir, kaydınızı yaptırabilirsiniz. Sosyal medya paylaşımlarında bulunmak isterseniz  #siviltoplum #siviltoplumbulusmaları hastaglerini kullanabilirsiniz.

Sizleri de aramızda görmek dileğiyle…

 

Ücretsiz hesabınızı şimdi oluşturun!

Raklet’in 2017 Hedefi STK’lara Milyon Dolarlık Bağış

60’dan fazla ülkede 1.300’ün üzerinde kurumun kullandığı Raklet, ödeme ve iletişim işlevlerini gerçekleştiren bulut tabanlı bir topluluk yönetim servisi. Kurumların ve bireylerin sosyal sorumluluk projelerinde güvenle kullanabilecekleri etkili bir adres.

Dernekler, vakıflar ve Sivil Toplum Kuruluşları (STK) bir yandan kendi alanlarındaki işlerle uğraşırken, bir yandan arka planda birçok meseleyle boğuşuyorlar. İdari konular, düzenlemeler, bağışlar, kurumsal iletişim gibi bir sürü konu bu kurumları ciddi şekilde uğraştırıyor. İşte Raklet projesi bu kurumların her türlü dijital altyapı ihtiyaçlarını çözmek için geliştirilmiş bir bulut platformu. Haberin devamı….